The Office

Bu diziyi ikinci defa bitirdim. Eminim en az bir kere daha bitireceğim. En azından ilk 7 sezonunu. Ortamlarda en iyi komedi dizisi diye konuşulduğunda bu dizinin adı geçmez. Herkes ya friends der More »

Bir Delinin Hatıra Defteri

Gün geçmiyordu ki yine en önden tiyatroda bir oyun izlemiş olayım. Ama bu sefer ki öyle sıradan bir oyun değil. Bazı sorunların cevabı çok nettir. En iyi futbolcu dersiniz Messi ya da More »

Breaking Bad

Finalini 29 Eylül tarihinde yapan bir efsane kendisi. Dexter’dan sonra bu diziyi bitirdiğim için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Çünkü o çöküntüyü bundan başka bir dizi toplayamazdı sanırım. Gerçi bittiği için ayrı bir More »

Life of Pi

Uzun zaman olmuştu tehlikeliler kategorisine yeni bir film ekleyemeyeli. Gelmez diyordum kolay kolay ama adamlar çekmiş hacı. Hem filme gitmeyenlerin bile söylediği görsellik hem de çoğunun farkına bile varamadığı hikaye. More »

Barfi!

Muhtemelen Türkiye’de gösterime girmeyecek ve internet kullanımı düşük olanların izleyemeyeceği on numara film. Hindistan’a kanım ısınmaya başladı bile diyebilirim. Adamlar sıradan konuları o kadar güzel işliyor ki hakkaten şapka çıkartasınız geliyor. Tamam More »

Jodaeiye Nader az Simin

Ya da bilinen adıyla A Seperation. Oskarlı İran filmi. Başrolleri tahmin edeceğiniz üzere tanımıyoruz. Payman Maadi ve Leila Hatami karı kocayı oynuyor. Çok basit bir şekilde gayet güzel mesajlar veriyorlar. More »

Taare Zameen Par

2007 yılında çekilmiş bir hint filmi. Daha önce hint filmi izleme deneyimlerim olmuştu ama tamamladığım hiç olmamıştı. Özellikle filmlerin çok uzun olması filmleri bitirmemde engeldi. Gerçi bu film de kısa değil 165 More »

The Pursuit of Happyness

Başrolde Will Smith in olduğu bir dram filmi. Bu adam gerçekten çok acı çekmiş, hayatın sillesini yemiş gibime geliyor. Yoksa bu tarz rolleri bu kadar gerçekçi oynaması mümkün olamaz. Hatta bir diğer More »

The Intouchables

Filmin fragmanını izlediğin andan beri torrentte yattım kalktım diyebilirim. Filmi buldum ağzım kulaklarımda derken altyazının olmamasıya şok oldum. Bu sefer de altyazı sağlayan sitelerde yatmaya başladım. İşin garibi altyazıyı ben değil başka More »

Entourage

Yazıma başlamadan önce gözyaşlarımı zor tuttuğumu belirtmek isterim. Keşke ne de olsa 8 sezon diyip günde 10 bölüm izlemeseydim. Keşke kendime engel olup işten eve geldiğimde bilgisayarımı açmasaydım. Ama keşkeler hayatın heryerinde More »

 

It’s Kind of a Funny Story

Başrollerde Atypical dizisinden Keir Gilchrist ve bugüne kadar hiç komik filmini izlemediğim Zach Galifianakis bulunuyor. Açıkçası bu filmi sırf Atypical dizisinin hatrına izledim. Çünkü eleman orda gerçekten çok iyi. Filmin kategorisi komedi drama, haliyle bazı klişeler olacaktır diye düşünüyordum. Ancak baştan aşağı klişe olacağını düşünmemiştim. Yine istatistik tuttu ve Zach Galifianakis‘in bulunduğu bir filmde hiç gülmedim. Yanlış anlaşılmasın dram tarafı da oldukça başarısız.

Fatih-Harbiye

Kitabın ilk sayfalarında “tam dizi senaryosu” diyorsunuz. Sonra bi baktım zaten çekilmiş bile dizisi. Hikaye şu an için tam bir klişe ancak yazıldığı tarihi düşünürseniz öncü olduğunu görebilirsiniz. Yok yok zengin kız fakir oğlan değil, diğeri. Evet evet kadınların efendi erkek yerine fırlama (hafifleterek yazdım) erkek tercih etmesi. Konuya böyle dan diye girdim yazarı söylemeyi unuttum. Eser Peyami Safa’ya ait. Dediğim gibi 2020 yılı için öfff amannnn bildiğimiz şeyler diyebilirsiniz. Ancak adam bunu 1931’de yazmış. Nasıl bir hikayeyse 100 yıla yakın süredir güncelliğini koruyor.

Bir Tereddüdün Romanı

En son ne zaman Türk yazar okudum açıkçası hatırlamıyorum. Gerçi günde 5 kitap okuyan birisi değilim ama yine de uzun zaman olmuş. Yazar ise Peyami Safa. Tabi kendisinin bir çok eseri dizi ve film olarak da karşımıza çıkmış. Çünkü konular tam bizlik. Nerde bir dram var yazmış. 

At Çalmaya Gidiyoruz

Sanırım ilk defa Norveç’li bir yazarın kitabını okudum. Kitabın yazarı Per Petterson. Haliyle yazarı da ilk defa duydum. Sonra biraz araştırınca bu alanda yetkili bir abi olduğunu gördüm. Öncelikle kitabın çok durgun bir kitap olduğunu söyleyeyim. Yani öyle bir sonraki sayfada ne olacak, acaba bu bölüm nasıl bitecek, kitabın sonunda katil başkası mı çıkacak gibi atraksiyonlar yok. Kitabı okurken sanki olayların geçtiği sürede okuyormuşsunuz gibi oluyor. Çok durağan bir kitap. Nuri Bilge Ceylan filmini çekse minimum 6 saat o kadar diyeyim.

Yeraltından Notlar

Aralık 2016’da oyununa gitmişim. Hatta çok da beğenmemişim. Detaylar burada. Kendime en önemli notum ise “kısa süre içinde kitabını da okuyacağım” olmuş. Nasıl bir kitap okuma düşmanlığı oluştuysa o ara 4 yıl sonra okudum kitabını. Tabi ki işin orjinali çok daha kaliteli. Dostoyevski başkan yazmış, bizimkiler oynayamamış ama işte. Şimdi oyun için yazdığımı tekrar okudum da baya beğenmemişim ya. Neyse dediğim gibi kitap çok daha başarılı.

The Guest Aleppo to Istanbul

Suriye’deki savaş sebebi ile oradaki insanların yaşadıkları zorlukları gösteren bir film. Yönetmen Andaç Haznedaroğlu, oyuncuları ise pek tanımıyorum. Gerçi olaylar İstanbul’a geldiği için tanıdık bir iki Türk oyuncu serpiştirmişler ama bence hiç gerek yoktu buna. Zaten sahneleri de oldukça kısa ve filme etkisi olmayan cinste. Sıradan kişiler de oynayabilirdi o rolleri açıkçası.