Category Archives: İzledim

Que Horas Ela Volta

İngilizcesi The Second Mother Türkçesi ise Annemle Geçen Yaz olarak çevrilmiş. Aslında film ikisini de kapsıyor diyebilirim. Zengin bir aileye yardımcı olan bir teyzemiz var. Evin çocuğu ile arası çok iyi. Kendi çocuğu gibi seviyor onu ve küçüklüğünden beri beraberler. Bu bölümü izleyince filmin adı içi “the second mother” uygun diyoruz. Diğer taraftan bu teyzenin kendi kızı var ve yıllardır bir arada değiller. Teyze para kazanıp kızına gönderiyor. Ama bir gün kızı annenin olduğu şehire geliyor. Bir süre beraber yaşamaları gerekiyor. Bu bölümü gördüğümüzde de “annemle geçen yaz ” ismi uygun diyoruz.

Dangal

Uzun zaman olmuştu Aamir Khan filmi izlemeyeli. İsmi kali anlamına gelen ender kişilerden kendisi. Zaten filmin puanı bazı şeyleri açıklıyor ama yine de o puanın boşa olmadığını görmek çok güzel oldu. Bu sefer gerçek bir hikayeyi anlatıyor Khan. Hem de bizim ata sporumuzu barındıran bir hikaye. Eski bir güreşçi! Sporu bırakan ve artık çocuklarının bu sporla ilgilenmesini isteyen bir güreşçi. Hem bulunulan ülke hem de zamanın biraz eski olması güreş = erkek sporu algısını oluşturmuş. Gerçi kaç tane baba “yarın kızımı güreşe yazdıracağım” diyebilir orası da ayrı ya, neyse..

Divines

İki tane liseli ergenin arkadaşlığını ve dramını anlatan fransız filmi. Oyuncuların hiçbirini tanımıyorum haliyle. Ama hangi dilde hangi renkte hangi ırkta olursa olsun ergenlik aynı onu gördüm. Sanırım oynayan kişilerin bu yaşlara yakın olması oyunculuğun gerçekçiliğinde önemli. Bizde en son 45 yaşındaki Emre Altuğ’u lise dizisinde öğrenci yapmışlardı.

The Rack Pack

Alex Higgins ve Steve Davis arasındaki rekabeti anlatan snooker filmi. Öncelikle filmin Türkçe altyazısının olmadığını belirteyim. İngilizce altyazı ile izledim. Ya ben ingilizce biliyorum ne altyazısı triplerine girmeyin hiç, filmde konuşulan ingilizce bildiğiniz ingilizceye hiç benzemiyor. Sadece 3 harf kullanıyor gibiler ama baya konuşuyorlar kendi aralarında. Bu kadar uğraşa değer mi derseniz, eğer snookerı seviyorsanız değer. Çünkü oyunun bugünlere nasıl geldiğini anlatan çok fazla film yok.

Inside Job

2008 amerika krizini anlatan bir belgesel. Daha önce bu konuyu ele alan The Big Short filmini izlemiştik. Ama bu sefer oyuncular yerine dönemin gerçek insanları var ekranda. Tabi sadece görüşmeyi kabul edenler var. Devlet adamları, özel sektör, akademisyen, gazeteci vs. her sektörden insanlar var. Belgeselin asıl amacı göz göre göre alınan risklerin ortaya çıkartılması. Bu risklerin alınmasından kimin nasıl nemalandığını göstermek. Ekonomi ile çok haşır neşir olmayanların da anlayabilmesi için ara ara açıklamalar da yapılmış. Zaten film yorumlarında da bu vurgulanmış. Ekonomik konularda bilgisi/tecrübesi olanlar öve öve bitirememiş filmi. Biz (sıradan halk) de anladığımız kadarıyla beğendik.

Kedi

İstanbul denilince aklama gelen ilk 3 şeyden biridir kedi. Bu yüzden İstanbul’u ve İstanbul’un kedilerini ele alan böyle bir belgesel olması hiç şaşırtmadı. Baya eğlencelidir diyerek bir an önce izlemek istedik görünce. İzlemeden de aklınızda bir şeyler oluşuyor. Kedilere bakan insanlar, kedilerin komiklikleri vs. İzleyince de böyle olduğunu görüyorsunuz. Balıkçısından, cafe sahibine, kahvecisinden, sanayicisine bir çok insan görüyoruz. Hepsi de bir şekilde kedi sever hale gelmişler ve etraflarındaki kedilere bakıyorlar. Bu muhabbetler çok amatör. Zaten bütün çalışma amatör bir ruh ile hazırlanmış. Ama bi tık daha derli roplu olsa tadından yenmeyebilirdi. Tabi kediler ile planlı bir şeyler yapmak kolay değil ama olsun.

Ucundan da olsa kedi seviyorsanız güzel vakit geçirebilirsiniz..