Paan Singh Tomar

Evettt hint filmlerine verdiğim arayı sonunda noktaladım. Bu seferki film yaşanılmış bir hikaye. Paan orduda bir eleman. Diğer askerlerden farkı ise çok hızlı koşması. Bu cevheri gören komutanlar da hemen onu koşu takımına alıyorlar. Bazı yarışmalara giriyor, kimini kazanıyor kiminde başarısız oluyor. Bunlar çok normal tabi spor hayatında. Ama Paan hayatına sporcu olarak devam etmiyor. Günün birinde yer kavgası yüzünden bir akrabası ile tartışıyor. İşler istediği gibi gitmeyince de karakola gidip “hacı ben milli koşucuyum, o kadar madalya kazandırdım ülkeye benim işi hallediverin diyor”. Polis ise ortada ölü yoksa biz dahil olmayız diyor. Bu andan itibaren filmin aksiyon kısmı başlıyor.

Tatlı dil ile istediğini ede edemeyen Paan soluğu dağlarda alıyor ve çetesini kuruyor. Çete gün geçtikçe büyüyor. Herkes çeteye girebilmek için can atıyor. Paan her gittiği yerde kral gibi karşılanıyor. Paan’ın tepkisi ise “ulan o kadar altın madalya kazandık kimse yüzümüze bakmadı, 3-5 kişiden haraç alınca saygınlığımız arttı” oluyor.

Filmde sanki işiniz olmuyorsa silahlanın ve kendiniz halledin gibi bir mesaj var ama adamların asıl derdi film sonunda da belirttikleri gibi sporcuların hak ettikleri ilgiyi görmemeleri. Her hatırlanmayan başarılı insan silah alıp dağa çıkarsa şehirde kimse kalmayabilir.

İzlediğim hint filmleri arasında ortalamanın altında kalsa da her zaman olduğu gibi gerçek hikayelere saygımdan fazla birşey demeyeceğim. Adam çilesini çekmiş bi de biz vurmayalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir