Baş Belası

Gündüz gittiğim ilk tiyatro sanırım. Gitme kararı biraz ani olduğu için başka bilet bulamadık açıkçası. Sadece bu oyunda yer kalmış olması baya bi tedirgit etti. Hem de en önde yer kalmış. Biraz kenar köşe ama en ön sonuçta. Vakit kaybı olacağı kaygısıyla gittik oyuna. Beklenti neredeyse yoktu yani. Neyse ki beklediğim kadar kötü çıkmadı. Çok daha kötülerine gittim. Daha önce de dile getirdim tekrar söyleyeyim: Tolstoy ve Anna pişmanlıktır.

Oyuna geri dönecek olursak; arıza bir arkadaş var ve destek almak için birisi ile görüşmeye gidiyor. Tahmin edeceğiniz gibi çok zor bir karakter. Zamanla doktoru çileden çıkartıyor hatta sinir krizi geçirmesine sebep oluyor. Sonra gittiği doktorun kocasına gidiyor muayene için. Adam biraz mahçup eşinin hastası açıkta kalmasın diye kabul ediyor ama onda da sonuç aynı. Giderek artan bir sinir ve kriz.

Eleman karı kocayı çıldırtırken ikisini de birbirine düşürmeyi ihmal etmiyor. İşte karın daha iyi doktor, kocan daha başarılı birisi gibi cümleler kuruyor. Aslında bu çiftin birbirini çok da sevmediğini görüyoruz. Bunun ortaya çıkmasını ise onların “hasta” olarak gördüğü bir kişi sağlıyor.

Oyunun sonuna doğru da karı-koca bu elemanla tekrar görüşmek istiyor. Bu sefer amaç intikam. Sen bizi çıldırttın biz de seni mahvedeceğiz modundalar. Burada ilk başta doktor olanların nasıl delirdiğini hatta hasta olarak gelen elemandan daha da hasta düşüncelere sahip olabildiklerini görüyoruz. Esas amaç da bu zaten.

Neyse, çok da uzatmayalım. Beklediğim kadar sıkılmadığım, oyunculuğu genel olarak başarılı bulduğum bir oyun oldu. Tek perde olması ise ayrı güzel..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir