Bozkırkurdu

Vay be koca Kasım ayını boş geçmişim. İzleme ve okuma performansında ciddi bir düşüklük olmasa da yazma konusunda bazı aksaklıklar oluyor bu aralar. Dönüşüm muhteşem olsun isterdim ama bu kitap ile çok zor. Daha önce de okuyup anlamadığım kitaplar olmuştu ama sanırım bu zirve noktası benim için. Hermann Hesse tarafından yazılmış ve çoğu insan tarafından baş ucu eseri olarak adlandırılıyor. Yani kitabı anlasaydım belki ben de öyle düşünürdüm ama maalesef gram anlamadım. Hatta anlayanların yorumlarını okuyayım belki ordan bir şeyler kaparım dedim, yok yine olmadı. Bu esnada okuduğum bir yorum ile bitireyim yazımı: “İçip, çekip kafayı buluyolar sonra da birbirlerine hikayeler anlatıyorlar”..

Tatar Çölü

Öncelikle tekrar tekrar siz birlerce okuyucularımdan özür diliyorum. Ayda bir yazı yazar hale gelmek gerçekten kabul edilebilir değil. Hele yazabileceğim onlarca şey varken. Ama araya kapatacağım kesinlikle. Bomba gibi içeriklerle yazım hayatımıza devam.. çok gaza geldim. Neyse evet bir ara farklı içerikler ekleyeceğim. Kitabımıza gelecek olursak, Dino Buzzati tarafından yazılan kitap ilk 1940 yılında basılmış. Son zamanlarda okuduğum en iyi kitap. Hatta tüm zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan biri diyebilirim.

Kitap Hırsızı

Okuyalı çok uzun zaman oldu ve maalesef çok da bir şey hatırlayamıyorum. İkinci dünya savaşı zamanında geçiyor ve bir yahudi ile evin çocuğu arasındaki arkadaşlığı ele alıyor. Tabi arkadaşlık var, umut var, umutsuzluk var, yaşam var ve tabi ki ölüm var. Kısa ve akıcı bir kitaptı. Anlattıkları belki de çok daha fazlasını hak ediyor ama siz birlerce takipçilerim bu seferlik kusuruma bakmazsınız diye ümit ediyorum.

Babam

Başrollerde Çetin Tekindor, Berker Güven ve Melisa Senolsun’un yer aldığı film. Filmin ismi çok şey anlatıyor zaten. Oyuncular başka olsaydı, en azından baba karakterini başkası canlandırsaydı daha güzel olabilirdi. Sonuçta Babam ve Oğlum filmi var herkesin aklında. Yine Çetin Tekindor ve yine baba rolü olunca kıyas yapıyorsunuz ve benzerlikleri görüyorsunuz sürekli.

Sonbahar

Başladığı gibi biten her sahnesi ayrı durağan olan bir film. Başrolde hapisten yeni çıkmış Yusuf karakterini canlandıran Onur Saylak var. Yanına da Serkan Keskin serpiştirilmiş ama o kadar da çok gözüküyor diyemem. Bu iki okuldan arkadaşlar. Tabi Yusuf hapisten çıkınca en çok bu arkadaşı ile vakit geçiriyor. Tabi bi küllerimden doğayım hayata tutunayım motivasyonu yok. Ama esas nokta da bu zaten. O motivasyonun oluşması için bir ortam da yok. Çünkü hapiste olmasa bile insanlar belli bir döngünün için yaşayıp gidiyorlar.

Babamın Kanatları

Genellikle yan rollerde izlediğimiz (başrolleri illaki vardır ancak ben hiç izlemedim) Menderes Samancılar’ın başrolde olduğu bir film. BluTV üzerinden aylar önce izlemiştik. Üzerinden çokça zaman geçse de konusu ve bir çok sahnesi hala aklımda. Çünkü hem hikaye çok gerçekçi hem de oyunculuklar çok iyi. İnşaat işçilerinin hayatlarını izliyoruz diyebilirim. Tabi bu kadar basit değil. O insanların aileleri ile olan ilişkisi, aile olmaya çalışmaları, çalışma ortamları, yaşam mücadeleleri vb. konular çok güzel bir şekilde aktarılmış.