Category Archives: İzledim
Primal Fear
Başrollerde Richar Gere ve Edward Norton’ ın oynadığı 1996 yapılımı bir film. Richard piyasada isim yapmış bir avukat. Göz önünde olmayı seviyor. O yüzden popüler ve çok para getircek davaları kovalıyor. Birgün TV izlerken bi cinayet haberi denk geliyor. Polisler birini kıstırmış, eli yüzü kaç içinde bi eleman.
O an Richard’ın egosu tavan yapıyor ve ben bu çocuğun suçsuz olduğunu kanıtlayabilirim diyor. Sırf dava zor olduğu için elemanın ayağına kadar gidip onu savunacağını söylüyor. Eleman da bizim Edward. Tabi o zamanlar baby face. Yes sir, no sir diyo durmadan.
Filmin gerisi dava, delil doktorlar hakimler vs diye gidiyor. Çok tahmin edilmesi imkansız olmasa da güzel bir sonla bitiyor film. Edward Norton’ın bu film ile en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında oskara aday gösterildiğini de hatırlatayım.
Immortals
Fantazi ve bilim kurgu filmlerine karşı hep ön yargılı davranmışımdır. Arada ufak tefek kaçamaklar yapıp şans tanıyorum kendilerine ama bazen keşke o şansı vermeseydim dediğim de oluyor. Bu film de o kategoride işte. Neymiş, şehir fırsatında indirim varmış, birbilet alana ikincisi bedava. Hem de 3D. Arkadaş kurbanı olmak böyle birşey herhalde.
Film baştan aşağı saçmalıklarla dolu. Kısa bir özet yapayım, anladığım kadarıyla tabi. Bi kral var bilmem kimin yayını ele geçirmek istiyor. Ha en başta söyliyim yunan mitolojisi üzerine bi film, o yüzden isimler aklımdakalmadı çok fazla. Neyse, bu yayın olayı hiç oku bitmiyor. Diğer olayı ise yüzyıllardır kilitli bulunan titanları serbest bırakıyor ve titanlar sizin safınızda savaşa katılıyor.
Filmin diğer kısmında ise sözde tanrılar var. İşte zeus, helen ve diğerleri. Bu kral yayı bulcam diye insanlara zulmediyor. Zeus hariç diğer tanrılar kralın yaptığı ayıp insanları korumamız lazım diyor. ama Zeus kural adamı, titanlar savaşa katılmadığı sürece tanrılar savaşa karışamazmış. Neyse bi şekilde tanrılar savaşa katılıyor. İşin komiği titanlar tanrı öldürürebiliyor.
Film başladığı gibi saçma bir sahneyle, bi elemanın tanrı olmasıyla son buluyor. Biz uzman yardımcısı olalım diye yırtınalım, eleman savaşta ülkesini savundu diye tanrı oldu. Dedim ya baştan aşağı saçmalık. Gram zevk almadım. O indrimi gören ve bize söyleyen kişi ile de arkadaşlığımı kestim zaten.
Drive
2011 yapımı aksiyon, suç vegerilim filmi. Filmin ismi, türü, IMDB puanı ve de oyuncuları göz önünde bulundurulunca izlemediğim her gün için kayıptayım diye içim içimi yiyordu. Uygun ortamı sağlayınca turduk filmin başına. İsmi drive ya, hemen bi kovalamaca ile başladı film. Tabi yüzümüz güldü iyi film diye.
Nerden bilelim ki filmin tek aksiyonu o kovalamaca olsun. Hani bilmesem Nuri Bilge Ceylan çekmiş filmi dicem. Arkadaş film boyunca arkadan bi gizemli müzik, kimse konuşmuyor. işin içinde Ryan Gosling varsa illaki bi olay olur dedik, yok nerde. Film boyunca bi tripler. Cool takılmalar. 100 dakika boyunca aynı ceketi giymeler. Hiç yakıştıramadık kendisine.
Hem film, hem de oyuncular hayal kırıklığına uğrattı bizi. kimilerine göre mükemmel bi filmmiş ama bizo kimilerinden olamadık. Kaybımız olan 100 dakikanın derdine yandığımızla kaldık. En çok aklımıza takılan da 64 bin kişi oy vermiş ve puanı 8.2, türü aksiyon ama herkes bi sakin falan filan.
Yılın son kötü filmi olur inşallah.
Misery
Stephan King’in kitabından uyarlama 1990 yapımı bir gerilim filmi. Başrollerde James Caan ve Kathy Bates oynuyor. Yazının başında söyliyim Kathy Bates oskar kazanmış bu filmdeki rolüyle.
Kitap yazmak için medeniyetten uzaklaşıp dağ başına çıkan bir yazar. Kitap bitiyor, atlıyor arabasına yayınevine doğru yola koyuluyor. Filmin başında bi The Shining havası alıyorsunuz ama aldığınız bu hava çok uzun sürmüyor rahat olun. Neyse efenim, derken kar kış kıyamet. Yazarımız kaza yapıyor ve bunu annie denilen hatun kurtarıyor. Olaylarda burdan sonra başlıyor zaten. Meğer bizim Annie tesadüfen kurtarmamış yazarı, zaten günlerdir yeni kitabı yazarken onu gözetliyormuş. Kaza yaptığı sırada da yine takipteymiş.
Kurtarıyor yazarımızı, evine götürüyor. Yediriyor, içiriyor, temizliyor. Ne iyi kadınmış dedik biz de bu sahneleri görünce. Ama Annie gerçek yüzünü göstermeye başlıyınca gerilim ufaktan başlıyor sizde de. Meğer Annie yazarın kitaplarındaki bir karaktere takıntılıymış. Gerisi de bu takıntıyla alakalı filmin. Daha fazla söz etmiyim isterseniz.
İzleyin, kesinlikle memnun kalacaksınız.
Win Win
Can sıkıntısı sonucu şöyle beni güldürecek bir film izyeyeyim diyerek arayışa koyuldum. Öncelikli referanslarımın arasında imdb var tabi. Komedi filmi için 7.4 gayet iyi bir puan dedim. Hemen D&R a gidip filmin dvdsini aldım.
Başrölde genelde yanrollerden tanıdığımız Paul Giamatti var. Avukat kendisi, ama para konusunda sıkıntı yaşıyor. Artık hangi amerikada suç işlenmiyor da buna dava gelmiyor orasını bilemem. Ayrıca bir güreş takımının da baş antrenörü kendisi. Öyle amerikan güreşi falan değil, bildiğin kündeli, tırpanlı güreş.
Konuların alakasızlığından da anlayacağıız üzre imdb nin oyununa geldim. Harcadığım zamana mı yanayım, yerine başka film izlemediğime mi D&R a verdiğim paraya mı:)
Crazy, Stupid, Love.
Aldatılan bir adam. Ezik karakterini benimsemiş birisi. Ta ki onu kendine getirecek, içindeki cevheri ortaya çıkaracak sihirli değneği ile karşılaşıncaya kadar.
İyi aile babası rolünde Steve Carell onu aldatan eşi rolünde Julianne Moore ve sihirli değnek Ryan Gosling. Tabi bahsetmeden geçemeyeceğimiz Emma Stone da var filmde.
Konudan da tahmin edebileceğimiz gibi eğlenceli bir film. Tam komedi ağır basıyor derken dama giriyor işin için. Bu durumun tersi de oluyor. Dengeyi iyi kurmuşlar. Filmi eğlenceli yapan nokta ise tesadüfler. Filmdeki karakterler durmadan birbirlerinin karşısına çıkıyor.
Tabi ki mutlu sonla bitiyor. Ucundan da olsa bu spoiler la idare edin artık.