Train Dreams

Well well well. Öyle atıp tutmamak lazımmış. Vay efendim günde 3 film bitirirm, haftada 2 kitap okurum dememek lazımmış. Yine aradan 5 ay geçmiş ve ancak yazı ekleyebiliyorum. Tabi benim de kendimce nedenlerim var ama burdaki kitleyi aylarca habersiz ve yazısız bırakmak gerçekten kabul edilemez. Bunu dedikten sonra bir sonraki yazıyı umarım 2027 de eklemem.

İnce Memed

Vay arkadaş zaman nasıl da geçmiş. Sanırım bu zamana kadar verdigim en büyük ara. Tam 5 ay geçmiş son yazının üzerinden. Kimse de vay arkadaş bu adam neden yazmıyor artık dememiş. Gerçi geri döndüğüm yazıyı görünce bitirmesi 5 ay sürmüştür diyebilirsiniz ama yok sebebi o değil. Farklı sebeplerin bir araya gelmesi okumaktan ve izlemekten bir süre mahsum bıraktı bizleri diyebiliriz. Dönüşüm muhteşem olur mu? Pek sanmam ama bir daha da 5 ay ara vermem sanırım. Ayıp ya 6 ay gerçekten çok fazla.

Cemile

Geçenlerde kitaplığımı karıştırırken Cengiz Aytmatov’un Cemilesi elime geçti. Kısa bir roman ama etkisi büyük. Louis Aragon’un “dünyanın en güzel aşk hikâyesi” dediği bu eser, beni yine derinden etkiledi.Savaş zamanı Kırgız bozkırlarında geçiyor hikâye. Cemile, kocası cephede olan genç bir kadın. Köyde, cepheye malzeme taşıyan grupta Daniyar adında sessiz bir adamla tanışıyor. Aralarında gelişen ilişki, sadece bir aşk değil, aynı zamanda özgürlük ve cesaretin de hikâyesi.

Hidden Figures

Evet efendim yine uzun bir aranin ardından buradayız. Maalesef stoklar tükendi. Elimdeki son taslak yazıyı yazıyorum. Izleyeli neredeyse bir sene oldu ama ancak yazabiliyorum. Evet o zamandan beri de başka film izlemedim. Günde 3 film izlediğimiz günlerden 6 ayda bir izlediğimiz günlere geldik. Eski performansa dönmek mümkün değil ama 6 ayda da bir olmasın yanı.

Ölümlü Dünya 2

Filmi izleyeli o kadar uzun zaman geçti ki serinin üçüncü filmi vizyona girebilirdi. Gecikmenin tabi ki makul gerekçeleri var ama filmi çok begenmis olsaydım eminim çok daha önce yazardım yazıyı. Evet, ilk filmi izlemiştim ve beğenmiştim. Hatta itiraf ediyorum kahkaha attığım yerler bile olmuştu. Ancak bu sefer olmamış arkadaşlar. Benim için olmamış en azından.

Product-Led Growth

Geçen gün kitaplığımda gözüme Wes Bush’un “Product-Led Growth: How to Build a Product That Sells Itself” kitabı çarptı. Adı bile insanı içine çekiyor. “Kendi kendini satan bir ürün mü?” diye düşündüm. Elbette merak ettim ve okumaya başladım. Bilirsiniz iyi kitap gordum mu hemen anlarim