So Long, My Son

Eveeet, gelelim yine bir diğer MUBI filmimize. Bu sefer uzaklara gidiyoruz, filmimiz Çin’de geçiyor. Aşırı bir önyargım yoktu sevip sevmeyeceğime ilişkin ama çok da motive değildim açıkçası. Kore sineması olsa 3-5 tane izlemisligim var ve bir beklentim olabilirdi ama Çin sineması çok hakim olduğum bir alan değil. Tabi, platforma güvendik buraya geldiyse vardır bir hikmet dedik ve izlemeye başladık. Detaylara girmeden söyleyeyim film 3 saat. Bizim gibi iki günde bitirebilirsiniz. Zaten öyle inanılmaz aksiyon dolu bir film değil, 2 bölümlük bir dizi izliyormuşsunuz gibi düşünebilirsiniz böylece.

Şimdi gelelim detaylara. Efendim iki yakın aile var, tabi ailenin çocukları da yakın arkadaş. Sürekli beraber oynuyolar ediyorlar. Bu arada Çin’de ilk çocuktan sonra çocuk sahibi olmak istiyorsanız bir para ödemeniz gerekiyor. Bu herkesin yapabileceği bir ödeme değil, hele de özellikle filmdeki gibi fabrikada çalışan mavi yakalılar için.

Dönelim çocuklara. Bir gün yine bu iki arkadaş oynarken hadi gel denize girelim lafı açılıyor. Vay sen korkaksın giremiyorsun, vay sudan mı korktun derken çocuklar denize giriyor. Tabi deniz dalgalı, hava da çok kötü. Maalesef o acı olay yaşanıyor ve çocuklardan teki hayatını kaybediyor.

Aileler zamanla farklı şehirlere taşınıyor. Bir taraf durumunu oldukça düzeltirken bir taraf aynı şekilde kalıyor (Yok yok korkmayın klasik yeşilçam dramına dönmüyor film). Evladını kaybeden aile başka bir çocuğu ailelerine alıyorlar, evlat ediniyorlar. Ancak istedikleri kimya bir türlü tutmuyor. Zaman geçtikte, çocuk büyüdükçe aile ile arasındaki bağ zayıflıyor ve evden ayrılıyor.

Yine yıllar geçiyor ve bu iki aile bir vesile ile bir araya geliyor. İki taraf da hem çok şey konuşmak istiyor hem de susuyor. Yani izlerken böyle yakasına yapışıp hadi konuş artık diyesiniz geliyor. O kasvet, o mahcubiyet, o üzüntü gerçekten sizi de çok etkiliyor.

Filmin sonuna doğru da yıllar öncesinden gerçekler ortaya çıkıyor. Aslında ailelerin her şeyi bildiği, ama diğer çocuk etkilenmesin diye ona hiç bir şey anlatmadığı, kadınlardan birinin sırf maddi korku yüzünden ikinci çocuğa sahip olmayışı, yıllar sonra çocuğu aldırmasını tavsiye eden fabrika müdürünün af dilemesi…

Yaz yaz bitmez dram. Gerçekten o coğrafyada olan biten ne kadar farklı dram varsa sanırım hepsini harmanlayıp filme koymuşlar. En ufak bir kopukluk olmadan, bu ne simci ne alaka demeden filmi bitiriyorsunuz.

Çok uzun demeyin, gerekirse üçe bölün yine izleyin..

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir