Category Archives: İzledim

Boogie Nights

En son filmimi 14 mayısta izlemişim. Neredeyse 1 aydır film izlememişim. Bu arada her ne kadar dizi izleyip izleme sektörüne olan saygımı korusam da film izlemediğim için kendime kızmıyor da değilim. Yaklaşık 1 aylık aranın ardından daha iyi bir film ile dönüş yapmak isterdim ama arkadaş kurbanı oldum diyebilirim. Şöyle komik böyle eğlenceli diye bu filmi tavsiye etti arkadaşım. Ben de kırmayıp izleyeyim dedim. Yakın arkadaşım olmasa rehberden falan silerdim ama 10 yılın hatırına bu filme katlandım diyorum kendisine. Gerçi katlandığımda söylenemez son bir saatini izlemedim.

True Detective – Sezon 1

İsminden de anlaşılacağı gibi bir dedektiflik dizisi. Farkı ise her sene farklı karakterlerin olacak olması. Bu durum dizi yayına başlamadan belirtilmişti. Mantık aynı olacak, her sene bir dava üzerinde çalışılacak ama kişiler farklı olacak diye. Serinin ilk sezonundaki dedektiflerimiz Matthew McConaughey‘ın canlandırdığı Rust ve Woody Harrelson‘ın canlandırdığı Marty. İkili bir şekilde ekip oluyor ve 8 bölüm boyunca bir davayı çözmeye çalışıyor.

Friends

Sonunda bitirdim. Bazen günde 10 bölüm, bazen öğle araları 3 bölüm, bazen otobüste bazen uyumadan önce bazen de yemek yerken. Dile kolay 236 bölümlük ve 10 sezonluk bir seri. İstisnasız dizi izliyorum diyen herkesin övdüğü, tekrar tekrar izlediğini iddia ettiği bir seri Friends. 2-3 sene önce başlamıştım aslında. Bir kaç bölüm izledikten sonra devam edemedim. Komedi anlayışı bana çok uymuyordu. Sürekli bi gülme efekti. Her sözde bi şaka yapma çabası. Tekrar başlama sebebim ise artık baskılara dayanamamam. Nasıl olur da senin gibi birisi bu diziyi izlemez, nasıl olur da bu zamana kadar bitirmezsin, keşke senin yerinde olsam Friends’i ilk sefer izlediğim günleri özlüyorum bla bla..

Senden Bana Kalan

Hayatımda çok kötü film izledim, yarısında çıktığım filmler oldu, ışıklar kapalı diye arkadaşlarım film izliyorken uyuduğum oldu ama bu kadar acı çektiğimi hatırlamıyorum. Filmin orjinali kore yapımıymış. Adı da A Millionaire’s First Love. Orjinali nasıldır bilmiyorum ama bu hali gerçekten ömrümden ömür aldı. Oyunculuk çöp, senaryo çok bayağı, uyarlama leş. Emeğe saygı mantığı ile çok fazla bir şey demek istemiyorum ama gerçekten çok kötü. Gerçekten çok başarısız. Hiç konusundan oyuncularından bahsetmeyeceğim. Çok bile yazdım hatta.

Bi kere daha yazmadan geçemeyeceğim, gerçekten çok kötü, keşke zamanı geri alabilsem o derece..

The Fault in Our Stars

Bu sefer başta söyleyeyim, film başarılı gönül rahatlığı ile izleyebilirsiniz. Konusu biraz üzücü ama yüzünüzde tebessüm bırakmayı da başarmışlar. Başrollerde Shailene Woodley ve Ansel Elgort oynuyor. Filmdeki adları da Hazel ve Gus. Bu iki arkadaşın ortak noktası maalesef ikisinin de kanser olması. Hazel kendini insanlardan soyutlayan hayata küsmeye yakın bir yapıya sahip, Gus ise tam aksine hayatı dolu dolu yaşamanın peşinde. İkili kanser hastalarının yaptığı bir toplantıda tanışıyor. Önceleri Hazel soğukluğunu devam ettirmeye çalışsa da Gus’ın ısrarlarına dayanamayıp hayatı yaşamaya başlıyor.

Vicky Donor

Yoğun iki haftadan sonra sonunda Ankara’ya döndüm. Tabi izlediğim filmleri yazma fırsatı bulamadım yaban ellerde. Uzun zamandır hint filmi izlemiyordum ama vaktimde çok yoktu ben de kısa bir şeyler izleyeyim dedim. Elimde hint filmlerinden en kısası da buydu. Film hiç bir işe yaramayan Vicky’nin hikayesini ele alıyor. Vicky öğlen kalkan, yanından eşyalarını çaldıran ama farketmeyen bir karakter. Dünya çok da umrunda değil. Ama onun da “ben de varım” dediği gün geliyor.