Category Archives: İzledim

Man of Steel

Daha önce izlediğimiz 6589 tane Superman filmini bir kenara koyun dercesine herşeyi baştan alan bir Superman filmi. Ne mi farklı? Oyuncu kadrosu biraz ünlü. Örneğin   var. Onun yanı sıra  var. Bunlar kadar tanınmasa da  ve esas oğlanı oynayan . Kadro oldukça kaliteli. Peki filmde neler var diyecek olursanız. Herkesin bildiği Superman hikayesinden farklı hiçbir şey yok diyebilirim.

Prisoners

Film konusunda çok verimli bi haftasonu oluyor diyebilirim. İzlediğim filmlerin kaliteli çıkması da ayrı bir mutluluk kaynağı. Bu filmde başrollerde ve  var. Bunların dışındaki oyuncular da tanıdık bildik ama bunlar varken diğerlerini söylemeye gerek yok. Tahmin edeceğiniz gibi Hugh Jackman yine mazlum rolünde. Nedir bu adamın çektiği diyeceğim ama adama da yakışıyor be hüzün.

Harold & Kumar Go to White Castle

3 filmi olan serinin ilk filmi. Okuduğum yorumlara göre de en iyisi. Çok farklı bir konu değil aslında. Tipik amerikan rüyalarından muhteşem ikili filmlerinden bir tanesi. İki kafadar televizyonda izledikleri bir reklamdan etkilenip reklamdaki fast food dükkanına hamburger yemek için yola çıkıyorlar. Tahmin edeceğiniz gibi bu yolculuk çok kolay olmuyor. Film  boyunca da bu yolculuğu izliyoruz.

Muhtemelen filmi bi kaç kişiyle izleseydim çok daha fazla eğlenebilirdim ama tek izlediğim için çok da gülmedim diyebilirim. Tek başına ağlamak, korkmak, heyecanlanmak garip değil ama tek başına gülünce deli muamelesi bile görüyorsunuz sonuçta. Buna rağmen bazı sahnelerde sesli kahkaha atmış olabilirim.

Serinin diğer filmlerini izler miyim bilmiyorum ama tek tavsiyem kalabalık bir kitle ile izlemeniz gerektiği.

Lock, Stock and Two Smoking Barrels

Çıta yükseldi arkadaşlar ilk önce bunu söyliyeyim. Keşke hep böyle yüksek kalsa ama malesef o kadar şanslı olmak zor. Aslında filme bakınca bir çok yerde “hadi canım” diyip eleştirmek gerekir belki de ama hiç de öyle olmuyor. İlle de bu filmde eleştirecek bir şey arayacaksak bence ingiltere ingilizcesi olmalı bu. Arkadaş adamların ülkesi İngiltere haliyle ana dilleri de ingilizce ama bu kadar mı anlaşılmaz. Hadi ben neyse, bir ayağı yurt dışında olan adamım ama dili anlamakta zorluk çekenler olabilir.

Paan Singh Tomar

Evettt hint filmlerine verdiğim arayı sonunda noktaladım. Bu seferki film yaşanılmış bir hikaye. Paan orduda bir eleman. Diğer askerlerden farkı ise çok hızlı koşması. Bu cevheri gören komutanlar da hemen onu koşu takımına alıyorlar. Bazı yarışmalara giriyor, kimini kazanıyor kiminde başarısız oluyor. Bunlar çok normal tabi spor hayatında. Ama Paan hayatına sporcu olarak devam etmiyor. Günün birinde yer kavgası yüzünden bir akrabası ile tartışıyor. İşler istediği gibi gitmeyince de karakola gidip “hacı ben milli koşucuyum, o kadar madalya kazandırdım ülkeye benim işi hallediverin diyor”. Polis ise ortada ölü yoksa biz dahil olmayız diyor. Bu andan itibaren filmin aksiyon kısmı başlıyor.

Ratatouille

Yılın son filmi bir animasyon oldu. Güzel bir film olduğunu çok fazla kişiden duymuştum ama ancak izleyebildim. Zaten izlemeden önce oskar aldığını da görünce filmin kaliteli olduğuna şartlandım. İzledikten sonra da bu düşüncelerim değişmedi. Animasyon filmler ile komediyi yakalamak çok daha kolay oluyor bence. Boşuna kasmasın yapımcılar.

Bu filmde yemek pişirme bilgisi olan bir farenin, yemek pişirme yeteneği olmayan bir çocuğa nasıl yardımcı olduğunu görüyoruz. Bu ikili kimse farketmeden, inanılmaz yemekler pişirmeye başlıyor. Herkes bu çocuk nasıl olur da böyle güzel yemekler pişirir derken, kimsenin görmediği aşçı faremiz haklı gururunu yaşıyor.

Her alanda olduğu gibi burada da başarı gelince düşmanlar beliriyor ve iş biraz daha eğlenceli hale geliyor.

Çoluk, çocuk ailecek izleyebileceğiniz bir film. Eminim Türkçe dublaj ile çok daha komik hale gelmiştir.