Taken 2
Bu filmi izlemek için birden fazla sebebiniz olabilir. Birincisi, aktör olarak Liam Neeson’ı beğenmek. İkincisi, ilk Taken’ı aksiyonundan ve heyecanından dolayı beğenmek ve tabi en önemlisi filmin büyük kısımının İstanbul’da çekilmiş olması.
Filmin konusuna gelirsek.. Liam Neeson bir iş için İstanbul’dadır. Eski karısı ve kızı da gezmek için İstanbul’a gelirler. Fakat ilk filmdeki Arnavut mafya/örgüt lideri de birçok adamını toplayıp intikam için İstanbul’a gelir. Bundan sonrasını anlatmaya gerek yok, oldukça standart. Aksiyon sahneleri ve uyandırdığı heyecan ise ilk filme göre çok zayıf.
İstanbul ile ilgili kısımlara gelirsek.. İstanbul’un güzel yerlerinde çekimler yapılmasını zaten çok beklemiyorduk ama film nerdeyse sadece Eminönü’nün saçma sapan ara sokaklarında geçiyor. İdare edebilir diyeceğimiz sadece Eminönü ve Haliç’in bir kısmının yukardan çekilmiş birkaç saniyelik görüntüleri var. Filmin saçmalıklarına girmeyi pek istemiyorum çünkü sıralamaya kalksak buradan Los Angelas’a yol olur. Tabi bizim için önemli olan İstanbul’un bu kadar kötü gösterilmesi. Yıkık dökük binalar, çarşaflı kadınlar, sakallı herifler, Arnavut mafyaya yardım eden Türk polisi, Murat 131 polis arabası (özellikle bunu görünce istemsiz bir kahkaha kopardım) şeklinde liste uzayıp gider.
Filmi izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum ama anlayacağınız üzere filmin güzel olmasından değil. Çekimlere ve geçişlere (mesela filmin sonlarında İstanbul’dan Los Angelas’a geçmesi gibi) dikkat etmenizi ve İstanbul’un batı şehirlerinden ve kaotik Orta Doğu şehirlerinden yedi farkını bulmanızı istiyorum. Son olarak filmin yapımcısına da dikkat çekmek gerekir tabii Fransız Luc Besson.
(Bu arada üstadın bloguna geri dönmek güzel)
Bu filmi iyi ki senden önce izleyip yazmamışım. İstanbul’da çekilen bir filmi senin paylaşmandan daha doğru bir şey olamaz herhalde. Blog seni çağırıyor