Up in the Air

Bir hafta aradan sonra cumartesi sabahı filmlerine geri döndüm. Bu sefer çok da dram yüklü olmayan başrollerde , ve olan 6 dalda oskar adayı bu filmi izledim. Hiç oskar alamamasına da şaşırmadım açıkçası, bir çok farklı açıdan başarılı ama hiç bir açıdan Alex olduğu söylenemez filmin.Clooney bir danışmanlık firmasının gözde elemanlarından. Yaptıkları iş ise insanları işten çıkarmak. Nasıl oluyor diyecek olursanız. Örneğin bir şirketiniz var ve bazı kişileri işten çıkarmak istiyorsunuz. Ancak çeşitli sebeplerden ötürü bu işlemi siz ya da şirketinizin bir elemanı değil dışarıdan tutulmuş bir kişi yapıyor. Clooney de bu konuda oldukça iyi. Hele kötü giden amerika ekonomisi göz önünde bulundurulduğunda ülkenin 320 günü bir yerlerde birilerini kovuyor.

Bu denli gezmenin sonucu olarak Clooney’nin bir evi yok. Olmasını da istemiyor zaten. Uçaklar benim evim diyor filmde de. Her gittiği yerde hiltonda kalıp krallar gibi yaşıyor. Her ne kadar yaptığı iş garip olsa da aslında sıradan insanlar gibi hisleri olduğunu görüyoruz filmin ilerleyen dakikalarında. İşi gereği duygusuz görünse de içten içe duygusal kişiliği olduğu ortaya çıkıyor.

Öyle çok da duygusallığa boğmadan bitiriyorlar filmi. Ne kahkahaların ne de göz dolmalarının olduğu orta karar bir film.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir