Bacheha-Ye aseman
Oskar adaylı Children of Heaven adıyla da bilinen İran filmi. Bir önceki filmim de İran filmiydi. Başarılı bir film olduğu için İran sinemasına bir şans daha verdim. Bu gidişle önümüzdeki 5-6 film yine oralardan olacak. Ya adamlar hep iyi film çekiyor ya da sadece iyileri ile karşılaşıyorum. Muhtemelen ilki geçerli, sonuçta bendeki kısmeti hesaba katarsak ikinci durumun olma ihtimali ortadan kalkıyor. Filme geçmeden bazılarının dediği gibi bu filmi kardeşinizle izlemek sizi iki kat duygulandırabilir. Bende aksi olurdu muhtemelen. Sırf kardeşim aaaa abimin gözleri yaşardı demesin diye kendimi kasardım, iyi ki yalnız izlemişim.
Filmin konusu bir çift ayakkabı üzerine dönüyor. Evet bildiğiniz tamir edilmek üzere tamirciye gönderilmiş bir çift ayakkabı. Abi Ali, kardeşi Zehra’nın ayakkabılarını tamir ettiriyor ve evin yolunu tutuyor. Bu sırada bir aksilik oluyor ve ayakkabılar ortadan kayboluyor. Ne var ki yenisini alırlar diyebilirsiniz ama bu aile ne yazık ki o kadar lüks yaşayamıyor.
Bunu Zehra’ya söylerken Ali ezilip büzülüyor gözlerinden yaşlar geliyor. Ne olur babama söyleme hem beni döver hem de sana yeni ayakkabı alacak parası olmadığı için üzülür diyor. Zehra da abisini korumak için tamam diyor. Ama ortada bir sorun var. Zehra okula nasıl gidecek?
Ali buna şöyle bir çözüm buluyor; Zehra sabahçı Ali ise öğlenci. Ayakkabıları sabah Zehra giyiyor öğleden sonra Ali. Zehra dersten çıkınca koşarak buluşma noktasına geliyor. Terlikle bekleyen Ali ayakkabıları giydiği gibi okula koşuyor. Her ne kadar işler yoluna girmiş gibi görünse de Ali sürekli kardeşini mutlu etmeye çabalıyor. Sonuçta ayakkabıları o kaybetti. Ali’nin bu tavrına Zehra da o afacan yüz ifadesiyle destek çıkıyor.
Derken ilçede bir koşu yarışması düzenleniyor ve Ali bu yarışa katılıyor. Peki neden? Üçüncülük ödülü bir çift spor ayakkabı. Evet, Ali sırf 3. olabilmek için bu yarışa katılıyor. Bitime 5 kişi yaklaşırlarken Ali’nin aklında hep Zehra var. Üçüncü olamazsam mahvolurum diye düşünerek kaptırıp gidiyor. Sonuç olarak da yarışı istemeden kazanıyor. Birincilik kupasını alırken gözü sürekli üçüncülük ödülünde. Buradaki fotoğraf çekimi yapılıyor ve Ali’nin suratı sürekli asık. Ama en son fotoğrafı çeken adamın “kafanı kaldır şampiyon son bir poz” dediğinde Ali’nin dolan gözleri sizin de gözlerinizi doldurmaya yetiyor.
Vel hasılı kelam film bi şekilde son buluyor. Ali hayal kırıklığı içinde otururken, babasının eve getirdiklerinden habersiz bir şekilde üzülmeye devam ediyor.
Ya arkadaş bir çift ayakkabı neymiş de bu kadar yazdın diyecek olursanız. Daha bugün bir çift ayakkabı aldım ve açıkçası hiç de gerek yoktu. Sırf çeşit olsun diye. Neymiş, kanvasın altına giyilecek siyah ayakkabım yokmuş. Valla kendimden utandım.