Dexter
Bu diziyi ilk izlemeye başladığımda sene 2007-2008 falan müptelası olmuştum. Zaten her ilk başlayan da öyle oluyor. Vay be diyorsunuz adamlar ne kurgu yapmış. Öldürmeye meyilli olan bir adamın bu dürtüsünü kontrol altına alıp kötü insanları öldürmeye yöneltiyorlar. Bu arada Dexter’ı hiç izlemeyenler bile içerik hakkında fikir sahibi oldukları için spoiler gibi bi derdim yok. Evet ne diyorduk kötüleri öldürüyor. 8 sezon boyunca da böyle oldu. Tabi arada kaçamaklar olmadı değil, tüh be bu suçsuzdu dediğini de gördük ama zafere giden yolda bu tarz şeyleri çok dikkate almadı Dexter abimiz. Dizi 1 hafta önce bitti ama ne yalan söyleyeyim elim gitmedi yazmaya. Bu diziyi kötülemek istemiyorum çünkü. Ama artık ok yaydan çıktı, bu yazının yayınlanması ile birlikte ~5 milyon kişi acı gerçekle karşılaşacak.Öncelikle dizinin kurgusundan biraz bahsedeyim. 8 sezon boyunca dizi iki şekilde ilerliyor. 1, Dexter her bölüm çerez niyetine birilerini indiriyor. 2, sezonun tamamına yayılmış bir kötü adam olayı var ve Dexter sezon sonunda onu da indiriyor. 8 sezon bu şekilde ilerledi. Bazen çerez ölümler sezonluk olayların önüne geçti, bazen de sezonun sonunu bir an önce görmek için arada öldürülenleri yoksaydık.
Bakın hala kötü birşey demiyorum.
Dizinin bir olayı da Dexter’ın evcilleştirilmesi üzerine aslında. Dexter duygusu olmayan, öldürmeye odaklanmış bir arkadaş. Ama dizi bitimine doğru her sezon aslında onun da içinde bir kedi yavrusu olduğunu gözümüze sokmaya başlıyorlar (ilk koreşemi atarım).
Sağda solda yorum okuyanlar varsa, dizinin sonu hakkında yaşadıkları çöküntüyü illaki belirtmişlerdir. Malesef bu doğru. 8 sene emek verdiğimiz Dexter resmen bize ihanet etti ve Pis Yedili kalitesinde bir bölüm ile ekranlara veda etti (bir aparkat, Dexter sendeliyor).
Aslında dizi çok kaliteli bir şekilde ilerliyordu. İlk 4 sezon için herhangi bir yerde kötü bişe okuma ihtimaliniz çok az. Hele 4. sezon için bir Allah’ın kulu ağzını açamaz. O kaar kaliteli bir sezon olmuştu ki herkes 5. sezonda inanılmaz şeyler bekliyordu. Ama ne olduysa 5. sezonun başlamasıyla oldu. Karlofça Antlaşmasını imzalayan Osmanlı gibi Dexter da birşeyler kaybetmeye başladı. Bu arada Karlofça 1699 da imzalandı, yazın bi kenara lazım olur.
5,6, hadi 7 iyiydi biraz ve 8. sezon gerçekten şok oluyoruz. Yani nasıl becermişler kaliteyi bu kadar düşürmeyi inanmıyorum. Senaryoyu rakip televizyon yazsa bu kadar olur (aduuuuukettt).
Karakterlere geçmeden önce son bir iki bişey söylemek istiyorum. Keşke böyle bitmeseydi, keşke yıllarca severek izlediğimiz bu diziyi vakit kaybı olarak düşünmeye başlamasaydım. 3-4 sene önce insanların boğazına yapışarak kesin izle dediğim bu diziyi artık onlar farketmeden hard disklerinden silmeye çalışabilirim. En azından son 4 sezonu (ve hakem sayar).
Karakterlere gelecek olursak;
Dexter Morgan: Dizideki başrol, bütün olaylar onun etrafında dönüyor. Karakteri de Michael C. Hall canlandırıyor. Kaçıncı sezon hatırlamıyorum ama bir sezonda kanser hastalığı ile mücadele ederken oynadı. Helal olsun diyorum kendisine. Dizinin ilk sezonlarında bir robota benzeyen Dexter dizinin sonuna doğru insan olma yolunda ilerliyor. Arada da birilerini öldürüyor işte. Kendisi iş olarak da Miami Metro da kan uzmanı. Ya da kendi deyimiyle laboratuar ineği.
Debra Morgan: Bu karakteri seven de çok sevmeyen de. Dexter’ın kız kardeşi oluyor kendisi. Jennifer Carpenter canlandırıyor karakteri. 3 lafından 4ü küfür diyebilirim. Ama arkadaş küfür ederken hiç yapmacık durmuyor. Sanki ilkokuldan beri böyleymiş gibi. Debra da abisi gibi Miami Police de çalışıyor.
Diğer karakterleri yazmak içimden gelmedi nedense. Zaten çok da önemli değil bana kalırsa. Hatta Debra’yı bile yazmasam olurmuş.
Evet, toparlamak gerekirse; ummadık taş baş yardı. Çok çok kötü bir sezon ile ekranlara veda etti.
Oduncu ne arkadaş ya, bak yine kızdım (ağır spoiler).