Sin Nombre
Bu sefer güney amerikaya uzanıyoruz. Yine hiçbir oyuncusunu tanımadığım “this is the riks” diyerek izlediğim bu film göçmenlerin hikayesini anlatıyor. Cebinde bir harita ile taaa Guetemala’dan amerikaya gitmek isteyen elemanların yol hikayesi diyebiliriz. Aslında filmdeki tek hikaye bu değil bir yandan da çocuk yaşta çeteye girme olayı ele alınmış ve bu iki olay güzel bir şekilde birleştirilmiş. Çetedeki ana karakterimiz göç yapan ekibe soygun düzenlenirken bir şekilde ekibi ile ters düşüyor ve göç yapan ekibe katılıyor. Tabi öyle kolay değil çeteden çıkmak. Her yerde bunu aramaya başlıyorlar. bunun farkında olan göç ekibi de elemandan kurtulmak istiyor.
Film boyunca acaba eleman kurtulacak mı, acaba göç tamamlanacak mı derken bir çok mesaj veriliyor. İşte tren tepesinde giderkene bir ülkedeki çocuklar göç edenlere elma armut atarken, başka ülkedeki çocuklar taş atıyor. Yine bir yerlerde bunlara kapılar açılıyor gelin yiyin yıkanın diye, başka bir yerde ise kumpas düzenleniyor vs.
Konu çok da empati yapılacak bir konu değil. Ben ki evden çıkmaya üşenen bir adam 10 tane ülke değiştirerek göç etme konusunda çok iddalı konuşamam. Ben oralarda dünyaya gelmiş olsam muhtemelen böyle bir yolculuğa kalkışmazdım. Kenarda takılırdım herhalde.
Toparlayalım; o bölgelerde çok da azımsanmayacak bir kitlenin başından geçenleri anlattığı için başarılı bir film diyebilirim. Ama dramı içini burktu mu Ömer derseniz, yok çok da cız etmedi diyebilirim.