Blues Brothers
Saturday Night Live skeçleri olarak başlayan, iki müthiş filme ve birçok birbirinden kaliteli blues yorumuna sebep olan oluşumdur. Blues müzik ile uzak ya da yakın hiç bir ilişkisi olmayanlar, filmi yalnızca dönemin mantık dışı aksiyon filmlerini tiye alan bir komedi filmi olarak algılayabilirler. Ki bu bile izlemek için yeterli bir sebeptir. Aldığı mütevazi oran ilgilenenleri tatmin eder sanıyorum.
Film Jack’in hapisten çıkışıyla başlıyor. Hapisten çıkacağı gün uyuyan ve gardiyanın dürtmeleriyle uyanan bir adamla tanışıyoruz. Bu bize karakter hakkında yeterince fikir veriyor sanırım. Sonrasında ise film bütün önermesini basit bir sahne ile sunuyor bize. Girerken sahip olduğu eşyaları görevliden alacak olan eski-mahkumun durması gereken bir çizgi bulunmaktadır. Tabii ki Jack bu çizgiyi önemsemez fakat görevlinin uyarısı üzerine iki yanındaki gardiyanlar tarafından olması gereken yere kaldırılıp bırakılır. Genel olarak Blues Brothers için hayat; önlerine konan çizgilerden, onların çizgileri aşmasından ve birilerinin onları tekrar çizginin ardına çekmesinden ibaret. Sonrasında neler olacağını tahmin etmek güç değil sanırım.
Daha sonra kardeşi Elwood, eski bir polis arabasıyla onu hapisten almaya gelir. Elwood’un bir mil uzunluğunda sicili bulunduğunu düşünecek olursanız, abisini hapisten almaya eski bir polis aracıyla gelmesi -kara mizahın tarihi hakkında pek fikir sahibi olmasam da- kara mizahın ilk ve en sağlam örneklerindendir. Ve kesinlikle insanı kendisine hayran bırakan bu ironiyi destekleyen en önemli unsur kardeşlerin umursamazlıklarıdır. Diyaloglar ve mimikler o kadar doğal ve umursamazdır ki, henüz ergenlikten çıkamamış biri olsanız kendinizi Blues Brothers taklitçisi biri olarak bulabilirsiniz, filmin ardından.
Genel anlamda film, büyüdükleri kilise yurdunun vergi borcundan dolayı kapatılmaması adına beş bin dolar bulmak zorunda olan iki kardeşin, Jack hapise girdiğinde dağılan grubu bir araya getirerek parayı kazanmaya çalışmalarının hikayesidir. Bir çok gerçek blues sanatçının da rol aldığı film dolayısıyla gerçek bir müzik ziyafeti de sunmaktadır fakat blues henüz ülkemizde tam olarak tanınamamış bir müzik türü olduğundan, herkesin ilgisini çekmeyebilir. Yine de filmi izlerken bu müzik türünün nasıl bir gerçeklikten ve yöresellikten peydahlandığını göreceksiniz. Eğer şirinleri görebilecek kadar iyi bir çocuksanız, blues’un da iddia edildiği gibi arabeske değil halk müziğine olan benzerliğine tanık olabilirsiniz.
Velhasıl sağlam filmdir. İzlenilesidir. Eğer ölmeden önce izlemeniz gereken bilmem kaç film zırvalığına inanıyorsanız, Blues Brothers‘ı kesinlikle izlemelisiniz.
Yorumdan sonra filmi izlememe ihtimalim kalmadı.
Ayın 17’sinde izleyenler ikinci filmi ücretsiz izleyebiliyorlar ; )
inşallah çalışmalarınız bir tek bu filmle kalmaz. Ne kadar garip film varsa izleyip bizlerle paylaşmanızı istiyoruz.