Chugyeogja
İngilizceye The Chaser olarak çevrilen kore filmi. Puanı yüksek olduğu için şans verdik kendisine. Kısa özeti de izlememize destek oldu diyebilirim.
Filmin konusuna gelince; yaptığı yanlışlardan dolayı polislikten atılan Joong-ho Eom kötü yola düşer. Yanlış anlamayın Joong erkek. Yani kötü yolun pazarlayacı kısmına düşer. Derken Joong un pazarladığı kızlar bir bir kaybolmaya başlar. Burada şu anektodu vereyim, müşteri Joong u arıyor ve kız istiyor. Joong da kızı arayıp felanca yere git müşteri bekliyor diyor. Kız arabayla gidip müşteriyi alıyor. Hani bizdeki köprü altı mantığınından biraz farklı.
Neyse dağıtmayalım fazla. Kızların kaybolması ile endişelen Joong bir kızı takip etmeye karar veriyor. Bu takip sonucunda bir piskopatın kızları çağırıp evinde öldürdüğünü öğreniyor. Ancak elemanı evde değil sokakta yakalıyor. Derken polisler de geliyor ve soluğu karakolda alıyorlar. Eleman 12 kişiyi öldürdüm ama cesetler nerde bilmiyorum diyor. Tabi kore yasalarına göre 12 saat içinde delil bulunmazsa elemanın salınması gerekiyor ve öyle de oluyor.
Filmin sonuna doğru da Joong hem evi, hem de öldürülen kızların cesetlerini buluyor. Tabi elemanı da adalete teslim ediyor.
Filmde etkileyici olan, Joong un bu işi kendine görev edinmesi sanırım. Kızı ararken aklında para değil, onun yaşama ihtimali var. Tabi kaybolan kızın küçük bi kızının olduğunu öğrenmesi de bu duygusallığı arttırıyor.
Ev arkadaşımın da dediği gibi “vakit kaybıydıydı diyemem ama çok da gerek yoktu”.