Cumartesi sabahının ritüeli haline gelen dram filmleri kuşağında bu sefer bir rus filmi yer aldı. İngilizce adı The Return olan yine kimilerinin başyapıt kimilerinin ise zaman kaybı olduğunu söylediği bir film.
Les Miserables’in etkisini atmak için şöyle vurdulu kırdılı bir filme ihtiyacımız vardı. O yüzden hem ismi hem de türü olarak bu film öne çıktı. Her ne kadar Colin Farrell oynadığı için bi önyargı olsa da denize düşmüştük bir kere yapacak bir şey yok.
Sonunda izledik kendisini. Film yaklaşık bir aydır elimde ama bir türlü izleyemiyordum. Aslında bir taraftan da acaba niye izleyemiyorum bir türlü, her işte bir hayır vardır diyordum kendime.
Ya da Lakposhtha parvaz mikonand adı ile de bilinen İran-Irak ortak yapımı film. Konusu ise hepimizin yakın geçmişten hatırladığı; Amerika’nın Saddam’ı devirme dönemindeki bir mülteci kampında yaşanılanlar.
2003 yapımı Kore filmi. Konusu oldukça standart; bir seri katil ve onu yakalamaya çalışan bir ekip. Peki bu filmi diğerlerinden farklı kılan ne diyecek olursanız? İzleyin de görün derim.
Ya da bilinen adıyla “the world is big and salvation lurks around the corner”. Bu da tanıdık gelmedi di mi? Daha ne adını bilmediğimiz ama on numara filmler var Allah bilir.