Category Archives: İzledim

The Man from Earth

Bilinmeyen ama efsane filmler adı altında küçük bir araştırma yaptım. Zaman zaman ismi duyulmamış ama güzel filmler denk gelmiyor değil. Bir kaç listede bu filme rastladım. Puanı da iyi olunca izlemek şart oldu. Öyle aman aman bir beklentim yoktu ama içten içe güzel bir film diye de düşünmedim değil. Peki ne oldu? Aslında ara ara yaşadığım başkaları için sanat eseri benim için vakit kaybı olan filmler hanesine bir yenisi eklendi.

The Book Thief

Nazi dönemi Almanya’sında geçen bir başka film. Bu konudaki filmler genelde şiddet içerikli oluyor. Ya da benim izlediklerim öyleydi. Bu film diğerlerinden farklı olarak o dönemdeki fiziksel zulmü değil duygusal zulmü ele alıyor. Bi insana fiziksel zarar vermek istendiğinde ağız burun kırıyorlar, işkence ediyorlar en nihayetinde de öldürüyorlar. Bu tipik nazi filmi senaryosu dediğim gibi. Ama siz bir insana mutlu olduğunda gülmeyi mutsuz olduğunda ağlamayı yasaklıyorsanız işte esas zulüm bu. Tabi her insanın başında bir asker beklemiyor. Güldüğünde ya da ağladığında tut getir demiyorlar. Bu da ayrı bir durum zaten. Kendi evinde bile gülemiyor insanlar aman biri duyar da bi şekilde askerlerin kulağına gider başımıza iş açarız diye. Biraz da filmden bahsedelim.

Saving Mr. Banks

Çok büyük iki oyuncunun, iki oskarlı iki oyuncunun başrolde olduğu film. Emma Thompson ve Tom Hanks. Bunların yanında da her 3 filmin birinde oynayan Colin Farrell. Kadro oldukça iyi. Hikaye de biyografi. Başarısız bir film çıkma ihtimali düşük. Konu bana fransız ama yine de belirteyim, yazar P.L. Travers ile eserlerini film yapmak isteyen Walt Disney arasındaki mücadele. Bir taraf olaya ticari bakıyor diğer taraf ise eserinin çarpıtılmasından korkuyor. Walt Disney bu eserin film olarak çekilmesi için 19 sene boyunca yazara talepte bulunmuş. Sonunda da istediğini almış tabi. Ama bu alma olayını bastırdı parayı bindi fıstığın üzerine vurdu kırbacı şeklinde düşünmeyin.

Like Father Like Son

Filmin orjinal adı Soshite chichi ni naru. Bi japon filmi kendisi. İzledikten sonra bizim yeşilçamdaki duygusal filmlere haksızlık ettiğimi düşündüm. En az bu film kadar dram yüklenmeye çalışılan 100 tane film vardır ama toplasak bu film kadar övgü almamışlardır. Evet hard core girdim biraz. Çok da uzatmayacağım zaten. Direkt konuya giriyorum. Doğumda karışan 2 çocuk var. Hastane bu hatayı 5 sene sonra farkediyor ve iki aileye de ulaşıyor. Durumu anlatıyor ve aslında sizin çocuğunuz o değil bu diyor. Ailelerden bi tanesi zenginlik içinde diğeri de orta halli (Nasıl gidiyor tam yeşilçam di mi?).

İtirazım Var

Leyla ile Mecnu’nun yönetmeni Onur Ünlü’nün filmi. Bu adam 5 sene art arda oskar da alsa yine Leyla ile Mecnun ile anılacak. Bundan şikayet edeceğini de sanmıyorum ya neyse. Bu filmde İsmail abi var başrolde yani Serkan Keskin. Bir de hırsız Yavuz yani Osman Sonant komiser rolünde. Konuya gelecek olursak; Selman Bulut bir imam, bir gün namaz kıldırırken iki el silah sesi duyuluyor. Dönüp baktığında ise cemaatten birisinin yere yığıldığını görüyorlar. Tabi kim vurdu nereden ateş edildi meçhul. Normal bir imam olsa meftayı yıkar namazını kıldırır ve gömer. Ancak Selman Bulut biraz değişik bir imam bu yüzden olayın peşini bırakmıyor ve acaba neden vurdular adamı diyerek küçükten araştırmaya başlıyor.

Alexander and the Terrible, Horrible, No Good, Very Bad Day

Başrollerde Steve Carell ve gamzenin görsel tanımı olan Jennifer Garner‘ın oynadığı komedi filmi. Film 80 dakika diye çok da sorgulamadan izlemeye başladım. Tabi ki kahkahalar attırmadı ama keşke izlemeseydim de demedim. Genelde bu cümleyi sonda yazardım ama bu seferlik böyle olsun.

Alexander 12 yaşında bir çocuk. Hayatında herşey çok kötü gidiyor. Abisi ve ablası bununla uğraşıyor, okuldaki çocuklar bununla dalga geçiyor, en yakın arkadaşları bunun değil sırf trambolin var diye başka bir çocuğun doğum günü partisine gidiyor. Bu kadar kötü olaylar olmasına rağmen hayattan çok da şikayet etmiyor kendisi. Ama ailesinin küçücük şeyleri dağ gibi büyütmesi onu çileden çıkartıyor ve bir gün atarı basıyor, siz kötü gün nasıl olur bilmiyorsunuz hepinizin tuzu kuru diye. O akşam da yatarken dua ediyor. Ailem kötü bir gün geçirsin de benim halimi anlasın mesajını evrene veriyor.

Sabah uyandığı anda anlıyor ki duası kabul olmuş. Ailesindeki bütün bireylerin inanılmaz önemli işleri var o gün ama hepsinde küçük aksilikler başlıyor. Film de bu aksilikleri konu alıyor.

Çerez niyetine izlenebilecek bir film. Yüzünüzde hafif bir tebessüm bırakıyor.