Category Archives: İzledim

Alexander and the Terrible, Horrible, No Good, Very Bad Day

Başrollerde Steve Carell ve gamzenin görsel tanımı olan Jennifer Garner‘ın oynadığı komedi filmi. Film 80 dakika diye çok da sorgulamadan izlemeye başladım. Tabi ki kahkahalar attırmadı ama keşke izlemeseydim de demedim. Genelde bu cümleyi sonda yazardım ama bu seferlik böyle olsun.

Alexander 12 yaşında bir çocuk. Hayatında herşey çok kötü gidiyor. Abisi ve ablası bununla uğraşıyor, okuldaki çocuklar bununla dalga geçiyor, en yakın arkadaşları bunun değil sırf trambolin var diye başka bir çocuğun doğum günü partisine gidiyor. Bu kadar kötü olaylar olmasına rağmen hayattan çok da şikayet etmiyor kendisi. Ama ailesinin küçücük şeyleri dağ gibi büyütmesi onu çileden çıkartıyor ve bir gün atarı basıyor, siz kötü gün nasıl olur bilmiyorsunuz hepinizin tuzu kuru diye. O akşam da yatarken dua ediyor. Ailem kötü bir gün geçirsin de benim halimi anlasın mesajını evrene veriyor.

Sabah uyandığı anda anlıyor ki duası kabul olmuş. Ailesindeki bütün bireylerin inanılmaz önemli işleri var o gün ama hepsinde küçük aksilikler başlıyor. Film de bu aksilikleri konu alıyor.

Çerez niyetine izlenebilecek bir film. Yüzünüzde hafif bir tebessüm bırakıyor.

October Sky

İzledikten sonra öğrendim bu filmin biyografi olduğunu. Ana karakter ise hala yaşıyor. Kendisi NASA’da çalışıyormuş şuan. Filmin konusu da roket yapma hayali olan bir çocuk zaten. Başrolde ise günümüzde de başarılı filmlerde oynayan Jake Gyllenhaal var. Filmin bir diğer ana karakterini de Chris Cooper canlandırıyor. Bunların dışındaki karakterlerin çok da önemli bi tarafı yok bana kalırsa.

Foxcatcher

Filmi izleme sebebim Steve Carell‘ın olması. Başka hiç bir gerekçem yok filmi izlemek için. Kendisinin The Office dizisinden dolayı kredisi çok yüksek. Filmdeki performansıyla da bu krediyi daha da yukarılara çekti. Filmde zamanın en zengin amerikalısı olan John du Pont’ı canlandırıyor. Filmi izlemek için altyazı çıkmasını bekliyordum. Sonra bi yerden okudum ki yapımcı firma bu film için altyazı üretilmesini yasaklamış. Yayınlayan siteler için yasal işlem başlatılacakmış. Neyse ki bi google master olarak altyazıyı bulmakta çok zorlanmadım.

The Hurt Locker

Şu filmi görüp aaa nasıl olur da 6 oskarlı bi filmi izlememişim dediğim güne isyan ediyorum. Çok fazla uzatmayacağım hatta hiç uzatmayacağım. Amerika’nın Irak işgalini anlatan bir başka film. Bu sefer biz orayı işgal ederek kötü görünüyoruz ama bizim askerlerimiz de çok zorluk çekiyor mesajını vermeye çalışmışlar. Olan benim 2 saate oldu. İzlemeyin, 2 saat gidin uyuyun, gezin, spor yapın yapacak hiçbirşeyiniz yoksa boş boş oturun ama izlemeyin. O derece kötü film.

PK

Evet filmin ismi sadece bu kadar. Ne demek olduğunu filmin içerisinde görüyorsunuz zaten. Filmde Aamir Khan başrolde. Henüz bu adamın oynadığı ya da yönettiği kötü bir filme denk gelmedim. Zaten bu filmi de çok beğendim. Hint piyasasından uzak kalmışım epeydir. Hemen bir kaç tane daha film indirdim zaten. Baştan söyleyeyim evet bu da 2,5 saat süren bir film. Ama sıkılmıyorsunuz. Çünkü arada şarkılar türküler danslar eksik olmuyor. Olmasın da zaten. Adamlar bu konudan taviz vermiyor takdir ediyorum.

The Imitation Game

Yönetmen ya da yapımcı olsam bulurum sağlam bi hikaye çekerim biyografiyi kafam rahat. Ne senaryo derdim olur ne hikaye. Zaten bugüne kadar izlediğim biyografilerin çoğu ilgimi çekmişti. Arada beni yoran hatta sinema tarihinde ilk defa uyumamı sağlayan bi Lincoln filmi var ama o da nazar boncuğu olsun. Demek istediğim birisinin hayatı ilgi çekici yaşadığı olaylar ilginç ise o hayatı ve olayları film yapmak da başarıyı getiriyor. Bu filmde de bu olayın bir örneğini görüyoruz. Bilgisayar camiasının öncülerinden Alan Turing’in ikinci dünya savaşı sırasındaki mücadelesini izliyoruz. Tabi ki fiziksel değil zihinsel bir mücadele.