A Time For Drunken Horses

Bi ara orta doğu filmlerine sarmıştım. Zaten çok fazla izlenebilecek film yok. Listelere falan bakıyorken bu filmi hep görmüştüm. Şuan orta doğu sinemasına karşı bir yönelim içinde değilim ama fırsat bulmuşken bu filmi aradan çıkartmam iyi oldu. Açıkçası diğer orta doğu filmleri kadar etkilemedi beni. Zaten altyazı da çok yeterli değildi diye tahmin ediyorum. 5 saniyelik bir konuşmanın altyazısında tek kelimelik açıklamalar vardı. Gerçi sözlerden ziyade izlenenlerin etkili olması hedeflenmiş ama çok çok başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim.

İran-Irak sınırında kaçakçılık yapan kişilerin hikayesi anlatılıyor. Özellikle de anne ve babasını kaybetmiş bir çocuğun hikayesi. Bir yandan diğer 4 kardeşe bakabilme sorumluluğu diğer yandan hasta olan kardeşin ameliyat masraflarını biriktirme telaşesi. Bunları yapabilmenin tek yolu ise katırlara yüklenilerek yapılan kaçakçılık. Havanın çok soğuk olduğu zamanlarda atlara alkol içirilerek sıcak kalmaları sağlanıyor. Filmin adı da buradan geliyor.

Böyle de bir hayat var, siz sıcacık evinizde otururken bir bardak çay için pazarlık yapan insanlar var hem de tir tir titreyerek mesajı verilmek istenmiş. Bunun için de çocuklar kullanılmış. Hiç dokunmadı dersem yalan söylemiş olurum ama daha çarpıcı bir şekilde aktarılabilirdi. Tabi yine de halimize şükretmedik değil.

Film 80 dakika, bu yüzden sıkıldığımı söylemem yanlış olur. Filmin sonu ise izleyiciye bırakılmış. Gerçekçi bir şekilde filmi sonlandırırsanız üzülmeniz gerekiyor. Ama yok ben Pollyanna’cılık oynamak istiyorum da diyebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir