Category Archives: İzledim

Manchester by the Sea

2016’nın gözde filmini sonunda izledik. Vay efendim şöyle dram, vay efendim adam çok çekmiş. Ulan bu da mı geldi başına vb. yazıları okudum izleyene kadar. Bu yüzden inanılmaz dramlı hatta sonunda bir iki damla yaş döktürmeli bir film bekledim. Bu arada başrolde Casey Affleck var. Abisi henüz oyunculuğu ile oskar kazanamadı ama küçük kardeş kısa sürede bu başarıya ulaştı bu film sayesinde. Hakkını verelim oyunculuğu fena değil.

Toni Erdmann

İşler kesat bu aralar. Son filmler hep hayal kırıklığı. Bu film de hayal kırıklığını iyice dibe çekti. Hayatımdan 2 saat 42 dakikayı resmen çaldı. Başrolde falan kim var hiç uğraşamayacağım yazmak için. Kısa geçeceğim çünkü bu filmin hala hayatımdan zaman çalmasını istemiyorum. İşkolik bir kadın ve onun afacan babası. Baba kızının yoğunluktan çıkması için onun hayatına komiklikler sokmaya çalışıyor. Gözümüze sokulan şey ise iş hayatının sosyal hayatın önüne geçmemesi. Şu filmde bile inanılmaz çıkarım yapmaya çalışanlar var. Vay efendim kapital düzen de yok efendim iş hayatı da vallaha izlerken sıkıldım okurken ayrı sıkıldım. Umarım bir an önce film hafızamdan silinir. Amin.

Elle

Filme nasıl ulaştım hatırlamıyorum ama hem yönetmen hem de başroldeki abla oldukça beğenilen isimlermiş. Yöneten Paul Verhoeven, başrolde ise Isabelle Huppert bulunuyor. Filmin konusu ise intikam üzerine. Öyle çok karışık polisiyelik bir intikam söz konusu değil ama. Eşi, çocuğu, arkadaşı, işyeri, komşusu yani neredeyse etrafındaki herkesin normal olmadığı bir kadın var. Tabi bütün bu karmaşanın içinde normal olmayan bir hayatı ve ilişkileri mevcut.

The Body

Orjinal adı ile El cuerpo. İspanya sinemasının yükselişte olduğunu ve bu filmin de yükselişe katkıda bulunduğu yazılmış bir çok yerde. Daha önce çok fazla İspanya yapımı film izlediğimi söyleyemeyeceğim ama çok fazla polisiye/gerilim/intikam filmi izledim diyebilirim. Bu tarz filmlerde en önemli olay ters köşe yapabilmek. Ters köşeyi de iki şekilde yapıyorlar genelde. Birincisi filmin başından beri aslında gerçek durum bize gösteriliyor ama biz bir şekilde anlayamıyoruz. İkinci seçenek ise filmin sonuna doğru pat diye daha önce gösterilmeyen bir şeyleri filme dahil edip konuyu bağlamak ve izleyiciyi ters köşe yapmak.

Arrival

Sinemada izlemek için her ne kadar planlar yapsak da bir türlü gitmek nasip olmadı. Vizyondan kalkıp malum ortamlara düşmesi ile pijamalarımızı giyip evde izlemeye karar verdik. Başrollerde Amy Adams ve oyunculuğunu hiç de beğenmediğim Jeremy Renner var. Başrol olmasa da yetkili bir abiyi de Forest Whitaker canlandırmış. Açıkçası film ile beklentim inanılmaz yüksekti. Her yerde filmden bahsediliyordu. Arrival’ı anlamak için kılavuz bile hazırlanmıştı bir kaç sitede. Filmlik nevaleyi hazırlayıp izlemeye başladık.

Fargo

Film versiyonunu izlemiştik ve beğenmiştik. Sanırım izleyenlerin çoğu beğendiği için dizi olayına girmişler. Son yıllarda yeni trend diyebilirim bu duruma. Bazen tutuyor bazen tutmuyor bu olay. Mesela 12 Monkeys de dizi olarak çekildi ama çok da ses getirmedi. Önümüzdeki günlerde de Snatch isimli dizi vizyona girecek. Onu da heyecanla bekliyorum. Dizimize dönecek olursak; filmle çok bir bağı yok aslında. Olayların geçtiği yerler aynı ama olay birebir aynı değil. Filmde bildiğiniz gibi fidye amaçlı eşini kaçırtan bir adam vardı. Burada ise karısını öldüren bir adam var. Bu arada 2 sezon var henüz ve sezonlar arasında olay anlamında bir bağ yok. Ancak bazı kişiler her iki sezonda da var.