Category Archives: İzledim
Yeraltından Notlar
Ve seri bozuldu. Bunca yıldır en önden oyunları izleyen ben arka sıralara düştü. Ama ne yapalım sanat için gerekirse arka sıralarda da otururuz dert değil. Öncelikle kitabı okumadığımı belirteyim. Kitabı okuyan üstadlar oyunun kitabı yansıtamadığını bildirdi. Olaylar gerçek olsa da olayların aktarılışının kitaba göre çok çok kötü olduğunu söylediler. Ben kitabı okumadığım için bu kıyaslamayı yapamıyorum ama oyunun başarısız olduğunu söylemek için kitabı okumama gerek yok. Maalesef bir güzel eser daha tiyatroda harcanmış. Canlı performans, emeğe saygı vs. denilebilir ama sahnedeki kişinin sahne performansını eleştirmeyeceksek neyi eleştireceğiz?
Müfettişler
Bir keresinde hiç film yazmadan 4 tane kitapla ilgili yorum yazmıştım. Bu sefer de benzer durum 4 tane tiyatroya doğru gidiyor. Önceden haftada 4 halı saha maçına giden ben şimdi haftada 4 tiyatroya gider hale geldim. Nasıl oldu anlamadım. Sürekli kendimi en ön sırada bir oyunu izlerken buluyorum. Gerçi bu sefer en önde oturmanın azizliğine uğradım yüzüme gözüme biraz su geldi ama olsun.
Bir Delinin Hatıra Defteri
Gün geçmiyordu ki yine en önden tiyatroda bir oyun izlemiş olayım. Ama bu sefer ki öyle sıradan bir oyun değil. Bazı sorunların cevabı çok nettir. En iyi futbolcu dersiniz Messi ya da Ronaldo derler, en güzel araba dersiniz Mercedes ya da BMW derler ya da ne bileyim en güzel film dersiniz herkes Esaretin Bedeli diye söyler. Tiyatro konusunda da bir oyun “en” olarak nitelendirilecek ise sanırım o yun Bir Delinin Hatıra Defteri’dir. Tiyatro konusunda ahkam kesecek kadar bilgim yok ama ahkam kesenlerin de dilindeki en iyi oyunlardan biri olarak bu oyun geçiyor. İlk cümlemde yazmış olduğum “en önde” ifadesini açıklamak gerekirse..
The Physician
Filmin özetine baktığımızda Ibn Sina’nın hayatından bir kesit olduğu yazıyordu. Haliyle ilgimizi çekti. İşte tıptı bilimdi buluşlardı baya övmeli bir filmdir diye düşündüm. Bunu iyi anlamda söylüyorum ama. Sonuçta övünebileceğimiz sahiplenebileceğimiz çok fazla bilim insanı yok tarihimizde. Filmin başlamasıyla acaba Ibn Sina’yı ne zaman göreceğiz merakı başladı. Tabi pat diye olmaz bir şekilde ona gidilmesi gerekiyor. Derken kendini insanları iyileştirmeye adayan bir genç “berber” (o zamanlar doktor yerine berber kullanılıyormuş halk arasındaki bu tarz kişiler için) üstadın yanına gitmek istiyor. Tabi öyle kolay bir iş değil bu. Müslüman topraklara gitmek isteyen bir hristiyan sonuçta kendisi. Bu zorluğu aşmak için de yahudiymiş gibi davranıyor. Yahudiler o topraklara girebiliyor ama hristiyanlar giremiyor.
Doctor Strange
Başrolde Benedict Cumberbatch onun yanında Tilda Swinton, Mads Mikkelsen, Rachel McAdams ve gamzeleri var. Kadro baya sağlam. İşin arkasında da Marvel var. Bunları bir araya getirip kötü bir film ortaya koymak gerçekten çok zor. Konu da ilgi çekici. Tuhaf bir doktor var. İlk başta hemen akla Dr. House geliyor. Çok iyi çok becerikli ama kendini beğenmiş birisi. İnsanlar da onu bu şekilde kabul etmiş. Bu doktor bir gün kaza yapıyor ve ellerini kullanamaz hale geliyor. Milimetrik ameliyatlar yapan birisinin ellerini kullanamaması tabi ki çok kötü bir haber. Ellerini tekrar eski haline getirebilmek için defalarca kez ameliyat oluyor ama sonuç alamıyor. Gerçek tuhaflık ise burada başlıyor.
Tolstoy ve Anna
Yine en önden biletimi aldım ve haftalık tiyatroma gittim. Daha önce hiç bir yerde görmediğim bir uygulama vardı. Salonda sıra numarası yok. Yani bilette A13, D8 gibi koltuk bilgisi yok. Baya ramazandaki pide kuyruğu gibi sıraya geçtik. Ertesi gün işyerlerinde kültür abidesi olarak dün şu oyuna gittim diyenler o sırada hiç de öyle davranmıyorlardı. Aradan girmeye çalışmalar, yaşından beklenmedik derecede atik olanlar vs. Neyse ki biz de kısasa kısas dedik ve ilk çıkan pideyi alan çocuğun mutluluğunu yaşadık. En ön ve orta koltukta yerimizi aldık. Gerçi bu o kadar da iyi bir durum değilmiş. Sahnedeki dayı bağırırken bir iki tükürük damlasının bana doğru geldiğini gördüm. Neyse ki bana ulaşmadan yere düştü. E biraz da oyundan bahsedeyim.