Category Archives: İzledim

Drishyam

Öncelikle Imdb puanını kesinlikle haketmediğini söyleyeyim. An itibariyle 8.7 puanı. 3-5 kişi değil 30.000’e yakın kişi oy kullanmış. Açıkçası baya iştahlandım filmi izlemek için. Hint ortalamasına göre de kısa sayılabilecek (2 saat 43 dakika) bir film. İzlemek için gerekli bütün şartlar sağlanmıştı. Hint filmlerinin ilk 30-45 dakikasının sıkıcı geçip sonradan efsaneleşmesi benim için bir sürpriz değil. O yüzden bu filmin de ilk yarım saatinin çok durağan geçmesi canımı sıkmadı diyebilirim. Ama dakikalar ilerledikçe beklenilen hareketi bir türlü gerçekleştirememesi hayal kırıklığının tohumunu ekti.

Mustang

Niye ya niye?? Neden hep efsane olarak adlandırılan filmler vakit kaybından öteye gitmiyor? Oskar adayı dedik, Türk filmi dedik ödülü alamasa da izleyelim dedik. Peki karşılığında ne aldık? Koca bir hiç. Tabi ki filmi hayatı boyunca izlediği en güzel 3 film listesine alanlar da var orası ayrı. Ama eminim dünyayı kurtaran adam filmi için de böyle bir kitle bulunabilir. Kaybolup giden dakikalarım dolayısıyla çok kızgınım, lafı daha fazla uzatmayacağım.

Daddy’s Home

Şöyle kafa yormayacak çok da uzun olmayacak bir film arıyordum. Demek ki kalbim temizmiş tam da istediğimi buldum diyebilirim. Hatta Google’a “kaf yormayacak çok da uzun olmayan güldürmeli film” yazılsa bence bu film gelebilir. Öyle kahkahalar attırdığını düşünmeyin tabi. Ama beklentinizi biraz düşük tutarsanız istediğinizi alabileceğiniz bir film. Başrollerde komediye çok yakışan Will Ferrell ve komediye çok da yakışmayan Mark Wahlberg oynuyor. Birisinin eski birisinin de yeni karısı olan Sara’yı ise Linda Cardellini canlandırıyor.

Le hérisson

Bir önceki filmde küçük bir çocuğa çok fazla bilge sözler kullandırıldığını belirtmiştim ve bunu hiç beğenmediğimi yazmıştım. Böyle artist artist söyleyince sıradaki filmimin ana karakteri bir çocuk oldu. Hem de öyle havadan sudan şeyler hakkında konuşmuyor çocuk. Ölüm hakkında konuşuyor. Çoğumuzun anmaya korktuğumuz ölüm hakkında baya baya, sanki 3 kere ölmüş de 4 kere dirilmişçesine konuşuyor. Film ile ilgili bir tane bile kötü yorum görmedim. Yine fularını takan filmin başyapıt olduğunu belirtmiş. Açıkçası o derece etkilenmedim. Ancak, bir kaç güzel yere parmak basmamışlar dersem de haklarını yemiş olurum.

Room

Oskar kazanan veya aday olan filmleri olabildiğince izlemekte fayda var. Her ne kadar yoğun bir süreçten geçsem de sanatsal aktivitelerime ara vermem söz konusu değil. 2015 en iyi kadın oyuncu ödülünü almış bu film. Bana kalırsa öyle inanılmaz bir oyunculuğu yok başroldeki Brie Larson‘ın ama akademi benimle aynı fikirde değil demek ki. Larson zamanında kaçırılmış ve bir odaya kapatılmış bir anneyi canlandırıyor. Anne olmasından da anlayacağınız gibi odada başına kötü şeyler geliyor.

Spotlight

Filmi oskarlar açıklanmadan önce izlemiştim. Açıkçası hiç şans vermiyordum. Ama diğer milyonlar gibi ben de tokadı yedim bu filmden. Film klasik Amerikan filmi. Zamanında gerçekleşen bir skandalın nasıl günyüzüne çıkartıldığı anlatılıyor. Bir bakıma takdir ediyorum kendilerini. Bu kadar büyük bir olayı milyonların izleyip öğrenmesi için bu filmi çekmişler. Yaşanılan olayların filmini çekmek hem riskli hem de avantajlı. Bu filmde avantaj kısmı daha ağır basıyor çünkü konu çok hassas.