Le hérisson
Bir önceki filmde küçük bir çocuğa çok fazla bilge sözler kullandırıldığını belirtmiştim ve bunu hiç beğenmediğimi yazmıştım. Böyle artist artist söyleyince sıradaki filmimin ana karakteri bir çocuk oldu. Hem de öyle havadan sudan şeyler hakkında konuşmuyor çocuk. Ölüm hakkında konuşuyor. Çoğumuzun anmaya korktuğumuz ölüm hakkında baya baya, sanki 3 kere ölmüş de 4 kere dirilmişçesine konuşuyor. Film ile ilgili bir tane bile kötü yorum görmedim. Yine fularını takan filmin başyapıt olduğunu belirtmiş. Açıkçası o derece etkilenmedim. Ancak, bir kaç güzel yere parmak basmamışlar dersem de haklarını yemiş olurum.
Filmde üç ana karakter var. Bir sonraki doğum gününde intahar etmeyi planlayan bir çocuk, hayattan hiçbir beklentisi olmayan kapıcı bir kadın ve bilge bir japon amca. Bu üçü aynı apartmanda karşılaşıyor. Tahmin edeceğiniz gibi bilge amca çocuğa ve teyzeye yaşam enerjisi saçıyor. Saçlarını kendi kesen teyze bu amca sayesinde kuaföre gidiyor. Ya da ölmeyi planlayan çocuk başkaları ile iletişime geçip hayattan zevk almaya çalışıyor.
Filmin sonuna doğru da ölümün planlı olamayacağı, bazen çok istediğinizde bazen de hiç beklemediğiniz bir anda gelebileceği hakkında göndermeler yapılıyor. Kırmızı balık olayı da ayrıca güzel bir detay. Açık açık yazarsam spoiler vermiş olurum ama ölümün ne zaman nasıl olacağı, ya da kime bağlı olup olmadığı konusunda ince bir gönderme yapmışlar. Bunu beğendim hacılar.
Tekrar söyleyeyim, benim için bir başyapıt değil hatta bazı yerlerinde sıkıldım. Ama önemli bir noktaya parmak bastıkları için çok eleştirmeyeceğim.
Not: Ben tek izledim, belki yanımda birileri olsaydı daha eğlenceli olabilirdi..
http://aydinomer.com/?p=263 🙂
:)))) olm ne güldüm yaa. keşke baksaydım var mı diye, boşuna izlemezdim 🙂