Interstellar

Yılın son filmi nam-ı değer Rust Reyiz’den geldi. Baş rolde Matthew McConaughey ve diğer oyuncu arkadaşların olduğu film bayadır listemdeydi. Malum yoğunluk vs derken araya bir de Awox’un başına gelenler girince film izlemek benim için bir alışkanlık değil lüks haline geldi. Tabi ki kahveler yapıldı yanında püskevitler açıldı. Filmin uzun olması biraz ürkütmedi değil ama ara verme özgürlüğümüzü sonuna kadar kullandığımız için çok da sıkılmadık diyebilirim.

Better Call Saul

İlk sezonunu bitireli baya oldu ama nedense yazamadım bir türlü. Breaking Bad bittikten sonra büyük bir boşluk oluşmuştu. Gerçi haksızlık etmeyeyim yine oldukça başarılı diziler çıkartarak bu acıyı bir nebze olsun dindirmeyi başardılar. Sanırım pansumanın son hareketi de bu oldu (evet pansuman falan baya tıbbi terimler biliyorum 🙂 ). Öncelikle şunu söyleyeyim, dizi spin off. Yani mevcut bir eserdeki bir karakter ele alınıyor. Daha açık belirtecek olursam, Recep İvedik gibi düşünebilirsiniz. Şahan’ın şovlarından bir karaktere çekilen filmler olduğu için o filmler spin off olarak değerlendirilebilir. Bu dizideki karakter ise Breaking Bad’deki efsane avukatımız Saul Goodman, karakteri yine Bob Odenkirk efsane bir şekilde canlandırıyor.

Franny ve Zooey

Niye böyle oluyor anlamadım. Bir önceki kitabı da çok beğenmemiştim. İnsiyatif alıp kendim kitap seçmeye kalkınca böyle oluyor sanırım. Halbuki kendimi üstadın tavsiyelerine bıraksam böyle sorunlar yaşamazdım. Kendisinden siz birlerin önünde af diliyorum. Sonraki kitabı kendim seçmeyeceğim. Bu kitap için de yine efsane diyenler, baş ucu diyenler var. Zaten yazarı da J. D. Salinger gayet bilindik ve ödüllü bir dayı. İçerik benim için inanılmaz muhteşem olsaydı da bu kitabı eleştirirdim. Kitap 130 sayfa ve bölüm mantığı yok. Bir seferde bitirmek gerekiyor. Bunu da yapmak kolay değil o yüzden arada bi yerde okumayı bırakmanız gerekiyor. Böyle olunca da bi kopukluk oluyor haliyle

Ant-Man

Marvel’in canı sıkılmış olacak ki yeni süper kahraman yaratma peşinde. Filmin fragmanını izlediğimde baya hoşuma gitmişti. Özellikle baş roldeki Paul Rudd‘ın komik hareketleri hem aksiyon hem de komedi açısından başarılı bir film olacağını düşündürttü bana. Bunun yanında efsane Michael Douglas ve artık Lost zamanındaki popülerliğini yitiren az efsane Evangeline Lilly‘yi görünce izleme listemin üst sıralarına tırmanmıştı film. Yoğun tempomda bir boşluk oluşturdum ve geçen hafta filmi izledim.

Şampiyonların Kahvaltısı

Kitaba nereden ulaştım tam hatırlamıyorum. Sanırım bi yerlerde puanı yüksekti ve ben de aldım. Yazarı Kurt Vonnegut. Daha önce bir kitabını okumamıştım. Ama bundan başka bir kitabını daha aldım. Böyle de bir tarzım var biliyorsunuz. Bir yazarı beğenirsem bütün kitaplarını okuma gibi bir hayalim var. Gerçekleştirmek henüz nasip olmadı tabi. Neyse kitaba dönelim diyeceğim ama hiç dönesim gelmiyor. Daha önce okuyup da anlamadığım çok şey olmuştur. Ders için bişe okumuşumdur anlamamışımdır, bir haber okumuşumdur anlamamışımdır ama bir kitap okuyup da anlamadığım sanırım ilk defa oluyor.

Shakespeare Zorda

Tiyatroya olan ilgimi düzenli takipçilerim bilir. Yok yok onlar da bilmez, öyle aman aman da bir ilgim yok zaten. Ama ihmal edilmemesi gereken bir sektör olduğundan artık çok eminim. Yılda bir olan istatistiğimi kısa bir süre içerisinde ayda bir olarak güncelledim. Oyuna Akün Sahnesi’ndeydi. Biletleri alırken çok arkada kaldık diye üzülmüştük ama oturma düzeni çok dik olarak tasarlandığı için arkada olmanın çok da önemi olmadı. Akün Sahnesi’nde bir oyuna bilet alacaksanız arkada kaldım diye üzülmeden gönül rahatlığı ile alabilirsiniz.