Nalınlar

Tiyatro ara ara ilgi alanıma girmedi değil. Ama genelde başarısız oyunlara denk geldiğim için bu ilgi çok çabuk dağılıyor. Bir önceki tiyatroya gidişimin üzerinden bir sene geçmiş olabilir. Zaten iddalı olduğum bir alan da değil. Ama öyle piyasayı başı boş bırakmak gibi bir niyetim de yok. Oyun Altındağ Tiyatrosu’ndaydı. Eğer nasıl gideceğinizi bilmiyorsanız navigasyon ile gitmeyin. Kısa yoldan götüreceğim diye bizi sokmadığı ara sokak kalmadı. Ben tarif edeyim, Konya yolundan dümdüz gidin Türk Telekom Genel Müdürlüğü’nü geçince sağa dönün. Zaten oraya çok yakın orada da birilerine sorun artık.

Şeker Portakalı

Resmen iki haftadır film izlemeden üç kitap bitirdim. Tabi bunun anlamlı olması için normalde haftada 2-3 film izleyip ayda bir kitap bitirdiğimi belirtmem gerekir sanırım. İstatistikleri verdikten sonra kitabımıza dönelim. Kitabın adını defalarca kez duymuştum. José Mauro de Vasconcelos tarafından yazılmış kitap. Kendi çocukluğundan esinlenerek yazmış. Açıkçası esinlenmenin yanı sıra çoğu olaya benzer şeyleri kendi çocukluğunda da yaşadığı aşikar. Yoksa bu kadar okuyana geçen bir kitap ortaya çıkamaz.

Açlık

Öncelikle adam okuyor demek istiyorum. Daha önce art arda iki kitap yazısı yazdım mı bilmiyorum. Günde sekiz bölüm dizi izleyen ben şimdi haftada bir kitap bitirir hale geldim. Tabi bunda kitap tavsiyeleri ile bana destek olan kütüphane kaynağımın da katkısı büyük. Şu ana kadar verdiği kitapların tamamı başarılı çıktı diyebilirim. Ama buradan da söylüyorum, bir hatada sorgulamaya başlarım 🙂

Devlet ve İşadamları

Yüksek Lisans kapsamında mecburi olarak Kamu Yönetimi dersi alıyorum. Derste bizlerden beklenen onca şey yokmuş gibi bir de kitap özeti çıkarmamız gerekiyor. Hoca bir liste verdi yaklaşık 50 kitaplık. Sınıf ise 35-40 kişilik. Ben tabi aldım listeyi google etmeye başladım. Amacım en az sayfalı kitabı bulmak. Derken millet patır patır bana bunu yaz demeye başladı. O ara 800 sayfalık kitapların bile olduğunu gördüğüm için heyecandan bu kitabı seçtim. Kitap 380 sayfa, aslında kalın sayılabilir ama ya 800 sayfalık kitap kalırsa korkusu ile hemen bu kitabı seçtim. Kitabın yazarı Ayşe Buğra, Boğaziçi Üniversitesi’nde hoca kendisi.

Beş Şehir

Onur Ünlü’nün çok da duyulmamış bu filmi 2010 yılında çekilmiş. Ben de izleyene kadar böyle bir filmden hiç haberim yoktu. Bu filmi uzun uzun yazmayacağım. Kimileri Türkiye’ye çok fazla bu film demiş, kimileri filmde geçen sözlerin buram buram sanat koktuğunu söylemiş. Film ile ilgili tek yorumum olayların biraz havada kalması.

Bunun dışında hayatımda geçirdiğim en güzel 95 dakikaydı. Gerçi hayatımın her dakikası artık böyle ama kaymağını bu film yemiş olsun..

Hannibal

2001 yılında Anthony Hopkins tanıştırmıştı bu karakteri bizlere. Filmi izlemeyenler bile biliyordur. İnsan yiyen bir doktorun hikayesi. Tabi böyle vahşi bir şekilde yemiyor. Öyle güzel pişiriyor ki aklınız bir an kayabilir. Dizide bu karakteri Mads Mikkelsen canlandırıyor. Hakkını verelim efsane oynamış. Konuşmalar, hareketler, giyim kuşam gerçekten entellektüel tanımının görsel hali. Zaten adamın bilmediği dil yok, çoğu müzik aletini çalıyor. Genel kültür desen KPSS’den 99 alır o derece. Zaten insanların içinde çok kolay hareket edebilmesi için bunları kullanıyor. Kimse ondan şüphelenmiyor.