Black

Evet, yine bir hint filmi yine dram, yine pat küt diye tokadı atan bir yapım. Genel cümlemi de yazayım oyuncuları tanımıyorum. Gerçi Hint camiasından sadece Amir Khan’ı tanıyorum. Ben isimleri yazayım yine de. Başrollerde Rani Mukerji ve Amitabh Bachchan oynuyor. İlk yazdığım doğuştan görme ve duyma engelli bir kızı canlandırıyor, ikinci yazdığım ise bu çocuğu üniversite mezunu olacak seviyeye getiren bir öğretmeni.

Sympathy for Lady Vengeance

Serinin son filmini de izlemiş bulunuyorum. Bunun da orjinal adı Chinjeolhan Geumjassi. Öncelikle şunu söyliyeyim. Bence serinin en zayıf filmi bu olmuş. Bu demek değil ki film kötü. Bireysel baktığımızda Sabri de top oynuyor ama Drogba ve Sneijder in olduğu takımda kimse ooo Sabri de buradaymış demez. Yönetmen Chan-wook Park un bu filminde yine bir ihanet konusu. Oyuncuları ise gözüm bi yerden ısırıyor diyeceğim ama hepsi birbirine benzediği için tam kestirmek mümkün değil. Ben yine de yazayım oyuncuları. Başroller Yeong-ae Lee ve Min-sik Choi var. Nasıl? tanıdık gelmedi di mi?

World Snooker Championship 2014

Turnuva biteli 11 gün oldu ama ancak yazabiliyorum. Aslında bu yazıyı daha bir coşkuyla 5 Mayıs gecesi yazmayı planlıyordum ama malesef işler beklediğimiz gibi gitmedi. Aslında son ana kadar gitti ama final maçı ile gözyaşlarımız sel olmasa da duygulandık üzüldük yani. Sezonun son turnuvası olması sebebiyle bi de dünya şampiyonası olması sebebiyle diğer turnuvaların çok çok üzerinde bu turnuva. Rengimi hemen belli edeyim. Tabi ki Rocket forever. Kendisi için de yazı yazmayı planlıyorum ama üzüntümün biraz daha geçmesi gerekiyor. Ronnie O’Sullivan namı değer rocket. Son iki dünya şampiyonluğunu antrenman havasıyla kazandığı için bu sene de ağır favoriydi. Finale kadar da geldi ama finalde modern dönem öğütücüsü Mark Selby’ye boyun eğdi.

Boksuneun Naui Geot

Ya da ingilizcesi Sympathy for mr. Vengeance olan kore yapımı film aslında çok daha tanıdık olan OldBoy filmini de içeren bir serinin ilk filmi. Yönetmen Chan-wook Park ın İntikam temalı 3 filmi içeren bir serisiymiş. Oldboy’u izlemiştim ama böyle bir serinin ikinci filmi olduğunu bilmiyordum. Sıralamaya yanlış başlamak çok da alışık olmadığımız bir durum değil. Bir seriye de tersten başlamıştım farkında olmadan. filmdeki iyi karakter başa gittikçe nefret edilen bir adam olmaya başlamıştı. Benim aklımda da öyle kaldı tabi. Ama seriyi doğru sıra ile izleseydim ne olacaktı? O nefret edilen adam serinin sonunda melek gibi bir adama dönüşecekti ve aklımda da öyle kalacaktı. Neyse filmimize dönelim.

We’re the Millers

Yabancı bir komedi filminde (animasyonlar hariç) gülmeyeli gerçekten uzun zaman olmuştu. Dizi sektöründe komedi işini aşan amerikalılar nasıl bu başarıyı sinemada gösteremiyorlar gerçekten çok şaşırtıcı. Neyse gündemi değiştirmeliyim. Bu sefer gerçekten güldürdü diyebilirim. Tabi ki full kahkaha atmıyorsunuz ama o sıkkınlık anına da hiç gelmiyorsunuz. Olay şu: Bir uyuşturucu kaçakçılığı işi işin birilerinin aile gibi görünmesi gerekiyor. Ele başı Jason Sudeikis in canlandırdığı David. Kendisine eş olarak Jennifer Aniston ı seçiyor. O da bir klüpte striptiz yapıyor normalde. Çocuk olarak da komşunun saf çocuğu Kenny ve sokaklarda yaşayan Casey.

Sin Nombre

Bu sefer güney amerikaya uzanıyoruz. Yine hiçbir oyuncusunu tanımadığım “this is the riks” diyerek izlediğim bu film göçmenlerin hikayesini anlatıyor. Cebinde bir harita ile taaa Guetemala’dan amerikaya gitmek isteyen elemanların yol hikayesi diyebiliriz. Aslında filmdeki tek hikaye bu değil bir yandan da çocuk yaşta çeteye girme olayı ele alınmış ve bu iki olay güzel bir şekilde birleştirilmiş. Çetedeki ana karakterimiz göç yapan ekibe soygun düzenlenirken bir şekilde ekibi ile ters düşüyor ve göç yapan ekibe katılıyor. Tabi öyle kolay değil çeteden çıkmak. Her yerde bunu aramaya başlıyorlar. bunun farkında olan göç ekibi de elemandan kurtulmak istiyor.