Love Actually

Daha önce bir film için romantik-komedi tanımı olabilir demiştim. Hangisi hatırlamıyorum ama bu film için de aynısını söyleyebilirim. Hatta bugüne kadar izlediğim en iyi romantik komedi diyebilirim. Filmin kadrosu çok geniş. Her oyuncunun daha önce oynadığı filmleri yazsam ayrı bir yazı olur. O yüzden sadece isimleri yazacağım. Bill NighyColin FirthLiam NeesonEmma ThompsonMartin FreemanChiwetel EjioforAndrew Lincoln ve Keira Knightley Filmin Türkçe’ye çevirisi “Aşk Her yerde”. Bence başarılı bir isim olmuş. Birbirinden bağımsız hikayeler var filmde, konu ise tabi ki hepsinin birilerine aşık olması.

Yavuz Sultan Selim

Öncelikle benim gibi bir kitap kurdu nasıl olur da 2 ayda anca bi kitap bitirir diyerek kendimi eleştiriyorum. Sanırım kitap türü önemli bi etken. Bu sefer bir roman, hikaye ya da kurgu seçmedim. Uzun zamandır okumak istediğim bir padişahtı Yavuz. Ancak öyle bir padişah ki birileri bunu yaptı derken diğerleri hayır onu yapmadı diyor. Bu yüzden güvenilir bir kaynak bulmak için biraz vakit harcadım. Sonucunda da Prof. Dr. Feridun Emecen’in yazdığı kitabı okumaya karar verdim. Tabi bu kitap için de güvenilir demek ne derece doğru bilmiyorum ama, bunu bahane edip hiç okumamaktan iyidir diye düşünüyorum.

The Best Exotic Marigold Hotel

Bu sefer Hintlilerin çektiği bir film değil ama Hindistan’da geçen bir film izledim. Yine uzun zamandır bekleyen ama bir türlü izleyemediğim bir film. Açıkçası komedi dramalar riskli oluyor. Genelde drama yoğunlaştıkları için amacından uzaklaşıyor sanki biraz. Bu filmde böyle bir durum olduğu söylenemez. Filmde tanıdık bir kaç isim var; oskarlı Judi Dench iki oskarlı Maggie Smith ve Slumdog Millionaire den Dev Patel. Tabi diğer oyuncuları da bilenler vardır belki ama benim için tanıdık olanlar bu kadar.

Edge of Tomorrow

Uzun zamandır film izleyemiyordum. Bana kalsa bi kaç gün daha izleyemezdim herhalde ama aksiyon filmleri meraklısı bir arkadaşımın baskısıyla bu filme gittik. Evet, sinemaya gittim. Hem de IMAX. Verdiğimiz para ile Tom Cruise ve Emily Blunt i yerinde ziyaret edebilirdik belki ama sağlık olsun. Arada böyle hovardalıklar yapmak lazım. Sonuçta içkim yok sigaram .. neyse konu farklı yere gidiyor. En baştan söyleyeyim, evet dünyayı kurtarıyorlar.

The Lunchbox

Orjinal adıyla Dabba, Türkçe çevirisi de Sefer Tası olan hint filmi. Film izlemek futbola benziyor arkadaşlar. İyi oynayan bir topçuyu ertesi hafta yine ilk 11’e alırsınız. Ben de kötüsü denk gelene kadar kadar hint filmi izlemeye devam edeceğim gibi. Bu sefer ki film biraz farklı. Mesela şarkı türkü yok filmde. O hint filmlerine özgü danslar vs de yok. İkinci olarak film 2 saatten daha kısa. Üçüncü olarak da filmde oynayan birilerini tanıyorum. Life of Pi filminden Irrfan Khan. Burada bir memuru canladırıyor. Çalıştığı bölgede şöyle bir gelenek var. Çalışanların öğle yemekleri evlerden geliyor. Bu işi yapan taşıyıcı firma hergün aynı evlerden yemekleri alıyor ve çalışanlara dağıtıyor. Bilmem kaç milyonda sadece bir kez yemek yanlış kişiye gidiyor (Adamlar Harward tescilli). Bu film de o hatalı teslimat üzerine kurulu.

Queen

Hint camiasının 2014 yapımı bu filmine yolculuk esnasında başlamıştım. Ancak şarj bittiği için evde tamamlamak zorunda kaldım. Açıkçası iyi de oldu. Film 150 dakika. Hint yapımı filmler arasında kısa bile sayılabilir ama otobüste bu kadar uzun süre film izlemek gerçekten zor. Neyse filme gelecek olursak. Kangana Ranaut un canlandırdığı Rani karakteri kısa bir süre içerisinde evlenecek. Evleneceği elemanı ise Rajkummar Rao canlandırıyor. Bütün hazırlıklar tamam derken eleman Rani’ye bu iş olmaz diyor ve pat diye olayı bitiriyor. Bir de üstüne üstlük tabi ki arkadaş kalacağız diyor. Bunu Yeşilçam’dan almış olabilirler emin değilim. Bu ayrılıktan sonra Rani’nin hayatı değişmeye başlıyor. Nasıl mı?