Lock, Stock and Two Smoking Barrels

Çıta yükseldi arkadaşlar ilk önce bunu söyliyeyim. Keşke hep böyle yüksek kalsa ama malesef o kadar şanslı olmak zor. Aslında filme bakınca bir çok yerde “hadi canım” diyip eleştirmek gerekir belki de ama hiç de öyle olmuyor. İlle de bu filmde eleştirecek bir şey arayacaksak bence ingiltere ingilizcesi olmalı bu. Arkadaş adamların ülkesi İngiltere haliyle ana dilleri de ingilizce ama bu kadar mı anlaşılmaz. Hadi ben neyse, bir ayağı yurt dışında olan adamım ama dili anlamakta zorluk çekenler olabilir.

Paan Singh Tomar

Evettt hint filmlerine verdiğim arayı sonunda noktaladım. Bu seferki film yaşanılmış bir hikaye. Paan orduda bir eleman. Diğer askerlerden farkı ise çok hızlı koşması. Bu cevheri gören komutanlar da hemen onu koşu takımına alıyorlar. Bazı yarışmalara giriyor, kimini kazanıyor kiminde başarısız oluyor. Bunlar çok normal tabi spor hayatında. Ama Paan hayatına sporcu olarak devam etmiyor. Günün birinde yer kavgası yüzünden bir akrabası ile tartışıyor. İşler istediği gibi gitmeyince de karakola gidip “hacı ben milli koşucuyum, o kadar madalya kazandırdım ülkeye benim işi hallediverin diyor”. Polis ise ortada ölü yoksa biz dahil olmayız diyor. Bu andan itibaren filmin aksiyon kısmı başlıyor.

Ratatouille

Yılın son filmi bir animasyon oldu. Güzel bir film olduğunu çok fazla kişiden duymuştum ama ancak izleyebildim. Zaten izlemeden önce oskar aldığını da görünce filmin kaliteli olduğuna şartlandım. İzledikten sonra da bu düşüncelerim değişmedi. Animasyon filmler ile komediyi yakalamak çok daha kolay oluyor bence. Boşuna kasmasın yapımcılar.

Bu filmde yemek pişirme bilgisi olan bir farenin, yemek pişirme yeteneği olmayan bir çocuğa nasıl yardımcı olduğunu görüyoruz. Bu ikili kimse farketmeden, inanılmaz yemekler pişirmeye başlıyor. Herkes bu çocuk nasıl olur da böyle güzel yemekler pişirir derken, kimsenin görmediği aşçı faremiz haklı gururunu yaşıyor.

Her alanda olduğu gibi burada da başarı gelince düşmanlar beliriyor ve iş biraz daha eğlenceli hale geliyor.

Çoluk, çocuk ailecek izleyebileceğiniz bir film. Eminim Türkçe dublaj ile çok daha komik hale gelmiştir.

Doğudan Uzakta

Amin Maalouf kitapları ilk okumaya başladığımda hakkında hep iyi eleştirler okumuştum. Özellikle Semerkant ve Afrikalı Leo kitapları için her yerde en iyi kitapları olduklarını okudum. İki kitabı da okudum. Açıkçası bu kitap kadar keyif alamadım. Hatta şöyle söyliyeyim daha önce okuduğum kitaplarının hiçbirini bu kadar beğenmedim. Sebebinin ise şu olduğunu düşünüyorum. Diğer kitapları çok uzun sürede bitirdim. Bu kitabı ise 10 günde bitirdim.  Kitaplar aslında akıcıymış belki de ama araya 3-5 gün girince ne kadar akıcı olursa olsun kopuyosunuz demek ki.

La Migliore Offerta

Avrupa sinemasını boş bıraktığımı farkettim ve hemen film arayışına girdim. Bilinen kriterler (puan,yorum, konu vs) göz önünde bulundurularak bu filmi izlemeye karar verdim. Filmdeki oyunculardan sadece birisini tanıyorum. O da Shine filmiyle oskar kazanan . Tabi kendisini Karayip Korsanları serisinden de tanıyanlar çıkabilir. Sadece bu dayıyı tanımamız yeterli bence çünkü film tamemen kendisi üzerine kurulu.

The Conjuring

Korku filmi kategorisinde izlediğim filmler genelde çok eski oluyordu. O filmlerin de başarılı olarak sayılmasının sebebi o yıllarda düşünülen kurgu. Artık sene olmuş 2013, bu yüzden gıcırdayan kapılar, bir anda patlayan ampuller çok da yaratıcı değil. Bu filmde de çok sıradışı sahne görmüyoruz. Filmin başında gerçek bir hikaye olduğu belirtiliyor. Bu sizi etkileyebilir ama böyle korkup gözlerinizi kapatacağınızı ya da çığlık atacağınızı sanıyorsanız aldanıyorsunuz.