Doğunun Limanları

Amin Maalouf serüvenine bu kitabıyla devam ettim. İlk kitabı seçmemdeki sebep yazarın en çok beğenilen kitabı olmasıydı. Bu kitabı ise sırf ince olduğu için seçtim. Güzel de oldu. Bölünmeden 1 haftada bitirdim. Kitap yine tarihi olayları ve yazarın çok iyi bildiği toprakları anlatıyor. Bu sefer kitapta bir yazar ve bu yazarın yakından tanımak istediği kişi arasında geçen konuşmalar yer alıyor.

A Wednesday

İzlemediğim İran filmleri işteki bilgisayarda kaldığı için evdeki bilgisayarda olan filmler arasında tercih yapmak zorunda kaldım. Eski göz ağrım olan Hint piyasasının 2008 yapımı bu filmini çok büyük beklentim olmadan izledim. İyiki de öyle olmuş, yani önceden kesin on numaradır diye şartlansaydım hayal kırıklığına uğrayabilirdim ama böyle sırf vakit geçirmek için izlediğimden olsa gerek pek de kötü bulmadım filmi.

Dexter

Bu diziyi ilk izlemeye başladığımda sene 2007-2008 falan müptelası olmuştum. Zaten her ilk başlayan da öyle oluyor. Vay be diyorsunuz adamlar ne kurgu yapmış. Öldürmeye meyilli olan bir adamın bu dürtüsünü kontrol altına alıp kötü insanları öldürmeye yöneltiyorlar. Bu arada Dexter’ı hiç izlemeyenler bile içerik hakkında fikir sahibi oldukları için spoiler gibi bi derdim yok. Evet ne diyorduk kötüleri öldürüyor. 8 sezon boyunca da böyle oldu. Tabi arada kaçamaklar olmadı değil, tüh be bu suçsuzdu dediğini de gördük ama zafere giden yolda bu tarz şeyleri çok dikkate almadı Dexter abimiz. Dizi 1 hafta önce bitti ama ne yalan söyleyeyim elim gitmedi yazmaya. Bu diziyi kötülemek istemiyorum çünkü. Ama artık ok yaydan çıktı, bu yazının yayınlanması ile birlikte ~5 milyon kişi acı gerçekle karşılaşacak.

Semerkant

İran filmleri izlemeden okumaya başlamıştım bu kitabı, bitirmek anca nasip oldu. Kitabı değil aslında kitabın yazarını, Amin Maalouf, bir arkadaşım önermişti. Evet 2013 yılında ilk defa duydum bu adamın ismini. Sonra bir baktım benim halısahadaki elemanlar bile biliyorlar, kendimden utandım. Meğer dayı baya tehlikeli bir yazarmış. Kitapları baş ucu eseri olarak adlandırılıyormuş. Daha fazla vakit kaybetmeden aldım 8-9 tane kitabını. Hangisinden başlayayım konusunda çok düşünmedim, en fazla adı zikredilen ile başladım.

Rang-e khoda

İran filmleri serisinin yeni filmini yine  yönetmiş. Bu filmin diğerlerinden bir farkı da Amerika’da gişe rekoru kırması. İçerik olarak tabi dram hakim. Yine gözümüzün önünde olabilecek bir şey işlenmiş. Yine çok basitleştirilmiş ve yine çok başarılı bir şekilde servis edilmiş. Filmin ingilizce adı da The Color of  Paradise.

Avaze gonjeshk-ha

Demiştim İran filmlerine devam diye. Gereken ilgiyi geç gösterdim İran sinemasına ama kendimi affettireceğim inşallah. Bana böyle filmler izlettirmeye devam ederse zaten bu müessese ben de izlemeye devam ederim. Hatta 3-5 kötü örnek bile denk gelse yine kolay kolay vazgeçmem artık. Yine dram içeren ama zaman zaman da güldüren bu film The Song of Sparrows adıyla çevrilmiş ingilizceye. Türkçeye de Serçelerin Şarkısı olarak çevrilmiş.