Five Feet Apart
Ne güzel Avrupa filmleri izliyorduk. Nedense araya Hollywood girdi. Sağolsun önceki filmlerin güzelliğini unutturacak kadar kötüydü. Oyunculuklar mı desem, gereksiz uzatma mı desem, klişe üstüne klişe mi desem bilemedim. Normalde yazının sonunda derdim ama bu sefer baştan söyleyeyim; hiç beğenmedim. Gerçekten çok kötü.
Lazzaro Felice
İngilizce’ye Happy as Lazzaro olarak çevrilen İtalya filmi. Bu aralar izlediğim en durağan Avrupa filmiydi diyebilirim. Filmdeki ana karakterin adı Lazzaro. İzlemeden önce sıradan bir isim diye düşünmüştüm ama film ile ilgili diğer yorumları da okuyunca bu ismin inanışlarına göre lazaruz yani isa’nın çarmığa gerildiği esnada gerçekleştirdiği son mucize olarak hayata döndürdüğü kişinin adı olduğunu öğrendim. Zaten filmin mistik bir havası var. İzlemeden önce bu yorumları okusaydım çok daha beğenebilirdim. Ama spoiler korkusu filmden önce yorum okumayı çok mümkün kılmıyor.
Custody
Avrupa filmleri serisinde bu sefer Fransa’ya uzanıyoruz. Film süresi 93 dakika. Konu çok hayatın içinden. İzlemek için bütün şartlar var yani. Bir de oyunculuk başarılı olunca her anlamda iyi ki bu filmi izlemişim diyorsunuz. Başrolleri tabi ki tanımıyorum ama anne baba arasında kalan çocuğu oynayan Thomas Gioria kardeşimize bir parantez açmak istiyorum. Gerçekten on numara oynamış çocuk. O gerilirken siz de geriliyorsunuz o üzülürken siz de üzülüyorsunuz.
The Post
Başrollerde 88 defa oskara aday olan Meryl Streep ve Tom Hanks‘in oynadığı gerçek bir hikaye. Aslında çok hassas bir konu. Hatta ülkemizde de gündeme gelen bir konu. Devlet sırrı olarak tanımlanan şeylerin haber olarak yapılıp yapılamayacağı üzerine bir film. Amerikanın devlet sırrı ise Vietnam savaşını kaybedeceklerini bile bile yıllar boyunca asker gördermeye devam etmeleri. Hatta bunun bir ülke politikası olarak tanımlanmış olması ve seçilen her başkanın bunu devam ettirmesi.
Gräns
İngilizceye Border olarak çevrilen İsveç filmi. Bu aralar avrupa filmleri izleyesimiz geldi. Genel olarak başarılı filmler çıkıyor. Bu film de çok değişik olmasına rağmen başarılı bir film. Değişik dememin sebebi benzer konuları işleyen filmler olsa da bu filmde makyaj ile beraber bu değişikliğin oldukça başarılı bir şekilde sunulması. İzlerken rahatsız olabileceğiniz sahneler de mevcut. Ama o sahnelerin de altı hiç boş değil. Her ne kadar tanımasak da başrolleri de brakayım şöyle: Eva Melander ve Eero Milonoff.
Jane Eyre
1847 yılında Charlotte Bronte tarafından yazılmış kitabın film uyarlaması. Başrolde Mia Wasikowska bulunuyor. Bu tarihte bir kitap yazıldıysa ve filmi de çekiliyorsa yüksek olasılıkla dram dolu ve durağan bir film olmasını beklersiniz. Bu da tam anlamıyla öyle bir film çıktı. 10 yaşında yetim kalan bir kız dayısının yanına yerleşiyor. Ama yenge bunu sevmeyince soluğu yatılı bir okuld alıyor.