Mr. Nobody
Yine ne izlesek acaba diye düşünürken bu filmle karşılaştım. Puanı yüksek diye zaten izlemek istiyordum ama bu sefer başrolde Jared Leto‘nun olduğunu da görünce nasıl oldu da daha önce izlemedim bunu diye kızdım kendime. Film gecenin ikinci filmiydi. Haliyle ilk filmin yorgunluğu, arada yeme içme derken uyku bastırmaya başlamıştı. Filmi bitirebilmek için filmin inanılmaz akıcı olması gerekiyordu. Peki ne oldu?
Deadpool
Marvel’in canı sıkılmış olacak ki farklı bir film çekme kararı almış. Bu karakter daha önce çizgi roman ya da çizgi film oldu mu bilmiyorum ama beyaz perde de ilk defa görüyoruz. Diğer lerindne farklı olarak bu karakterin mizah yönü ön plana çıkartılmış. Özellikle bazı filmlere yapılan göndermeler ile bu konuda iyi iş çıkartmışlar diyebilirim. Başrolde Ryan Reynolds var. Diğer süper kahraman filmlerine baktığımızda daha ünlü kişilerin oynadığını söyleyebiliriz. Gerçi o kadar çok süper kahraman filmi var ki ünlü kalmamış da olabilir.
Dancer in the Dark
Uzun arayışlar sonucu bu filmi izleyelim dedik. Türünde müzkal olması beni biraz endişelendirmedi değil. Sonuçta bi Sefiller macerası atlattık. Bu filmde şarkı türkü olayı o kadar abartılmamış. Açıkçası iyi de olmuş. Esas hikayeye daha kolay odaklanıyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi esas olay da ağır bir dram. Avrupa’dan Amerika’ya çocuğu ile beraber gelen bir anne. Tek derdi ilerde gözleri görmeyecek olan çocuğunun ameliyat parasını biriktirmek. Gözlerinin görmeyeceğinden çok emin çünkü genetik bir hastalık. Hatta kendisi de görme yetisinin büyük bir kısmını kaybetmiş durumda.
Drishyam
Öncelikle Imdb puanını kesinlikle haketmediğini söyleyeyim. An itibariyle 8.7 puanı. 3-5 kişi değil 30.000’e yakın kişi oy kullanmış. Açıkçası baya iştahlandım filmi izlemek için. Hint ortalamasına göre de kısa sayılabilecek (2 saat 43 dakika) bir film. İzlemek için gerekli bütün şartlar sağlanmıştı. Hint filmlerinin ilk 30-45 dakikasının sıkıcı geçip sonradan efsaneleşmesi benim için bir sürpriz değil. O yüzden bu filmin de ilk yarım saatinin çok durağan geçmesi canımı sıkmadı diyebilirim. Ama dakikalar ilerledikçe beklenilen hareketi bir türlü gerçekleştirememesi hayal kırıklığının tohumunu ekti.
Mustang
Niye ya niye?? Neden hep efsane olarak adlandırılan filmler vakit kaybından öteye gitmiyor? Oskar adayı dedik, Türk filmi dedik ödülü alamasa da izleyelim dedik. Peki karşılığında ne aldık? Koca bir hiç. Tabi ki filmi hayatı boyunca izlediği en güzel 3 film listesine alanlar da var orası ayrı. Ama eminim dünyayı kurtaran adam filmi için de böyle bir kitle bulunabilir. Kaybolup giden dakikalarım dolayısıyla çok kızgınım, lafı daha fazla uzatmayacağım.
Daddy’s Home
Şöyle kafa yormayacak çok da uzun olmayacak bir film arıyordum. Demek ki kalbim temizmiş tam da istediğimi buldum diyebilirim. Hatta Google’a “kaf yormayacak çok da uzun olmayan güldürmeli film” yazılsa bence bu film gelebilir. Öyle kahkahalar attırdığını düşünmeyin tabi. Ama beklentinizi biraz düşük tutarsanız istediğinizi alabileceğiniz bir film. Başrollerde komediye çok yakışan Will Ferrell ve komediye çok da yakışmayan Mark Wahlberg oynuyor. Birisinin eski birisinin de yeni karısı olan Sara’yı ise Linda Cardellini canlandırıyor.