The Kite Runner

Kitabı da varmış hatta çok çok güzelmiş ama okumadım. Filmini izledim. Çok çok güzel olmasa da beğendim diyebilirim. Film Afganistan’da geçiyor. Tabi yaşanabildiği zamanlarında. İki çocuk başrolde. Çok yakın iki arkadaş. Biri zengin bir adamın oğlu, diğeri ise o evde çalışan bir adamın oğlu. Zengin fakir olayları yok filmde hemen çok klişe demeyin. Bu iki çocuğun en büyük eğlencesi uçurtma uçurmak. Buna ek olarak da başkalarının uçurtmalarının ipini kesip düşürmek. Bir nevi lig var diyebilirim bu konuda.

Vahşetin Çağrısı

Şu yoğun dönemimde sanatsal aktivitelerime gerektiği kadar zaman ayıramıyorum malesef. Ne bileyim operaya gidemedim 2 haftadır, ya da eskiden haftada 3 tiyatroya giden ben şu aralar hiç gidemiyorum. Neyseki yoğunluğumun azalmasına sayılı günler kaldı. Fırsat bulduğum anlarda bu kitabı okudum. Beni çok yormayacak bir kitap olması gerekiyordu, öyle de oldu. Daha önce hayvanlar ile alakalı kitap okumuştum. Burada da başrolde köpekler var, aslında bir köpek demesi daha doğru: Buck.

Çavdar Tarlasında Çocuklar

Her geçen gün bu yıl belirlediğim 30 kitap hedefiden uzaklaşıyor olsam da yılmadan mücadeleme devam ediyorum. En azından yılda 50 kitap okuyacağım deyip bunu 15 e düşürmedim. Kitabın yazarı J. D. Salinger. Kendisini zaten tanıyoruz. Edebiyat dünyasında isim yapmış dayılardan. Daha önce okuduğum kitabından çok bişe anlamasam da bu kitaba önyargı ile başlamadım. Kitap anlaşılır, akıcı ve basitti. Öyle derin cümleler kurup mesaj vermektense basit basit yazılmış. Keşke diğer okuduğum kitabı da bunun yarısı kadar beğenseydim ama olmadı.

After the Wedding

Başrolde Hannibal dizisinden tanıdığımız Mads Mikkelsen‘in oynadığı bir Danimarka filmi. Daha önce izlediğim Danimarka filmlerini çok çok beğendiğimi açıkçası söyleyemeyeceğim. Zaten farkında değildim ama yönetmen aynıymış önceki izlediğim film ile Susanne Bier. Yine böyle çok sıkacak vakit kaybı olacak bir film önyargısı ile izlemeye başladım. Açıkçası filmin başlarında bu önyargılarım yıkıldı. Kendimi bir anda filmin sonunu tahmin eder bir halde buldum. Her yazdığım senaryo olmadı malesef. Yönetmen çok basit bir şeyi gözümüze soktuğu bir şeyi ters köşe olmamızda kullanmış. Bunun dışında öyle gizemli bir tarafı yok filmin, dram yönü çok daha kuvvetli.

Mr. Robot

Her ne kadar dizi izleme performansım düşse de ara ara küçük kaçamaklar yapmıyor değilim. Devam eden diziler yeni diziler derken liste iyice uzadı. Bazen işten izin alıp izlediğim bütün dizilerde günceli yakalayasım oluyor. Bu dizi ile ilgili çok olumlu şeyler okudum. İşte bi ton ödül almış, inanılmaz ters köşe yapmış vs. İlk 7 bölümünü bir haftasonu izledim kalan 3 bölümü ise 3 ay sonra. Zaten şuan sadece 1. sezonu mevcut. İkinci sezona da artık mecbur devam edeceğim. Mecbur diyorum çünkü ben o kadar da beğenmedim diziyi.

Güneş de Doğar

Ernest Hemingway‘in ilk romanı imiş. Ben nereden adını duydum da aldım hatırlamıyorum. Muhtemelen bi yerlerde çok övülmüştür. Popüler kültürün kurbanı oldum dersem yalan olur ama çok da gerekli miydi bu kitabı okumak bilemedem. Zaten okumak için kısıtlı zamanım var bunu da böyle keyif almadığım kitaplarla doldurmak hiç hoş olmadı. Kitap savaş sonrası 3-5 arkadaşın orda burda takılmasını anlatıyor. Yok boğa güreşine gitmişler yok bi kafede içmişler falan. İşte savaş insanları nasıl unutsuz nasıl sefil bir hale soktu ondan bahsediyor.

Sağda solda alıntı yapacak bi cümle bile öğrenemedim açıkçası.

Okurken keyif almadım ama kasvetli film sevenler için Nuri Bilge Ceylan’a hazır senaryo bence. 8 saatlik bi film çeksin millet de ayakta alkışlasın.

Not: Bi kitap öner de okuyak..