A Quiet Place

Başrollerde The Office dizisinden severek izlediğimiz John Krasinski ve Emily Blunt oynayan hikayesi güzel film. Hikayesi güzel diyorum çünkü film genel anlamda o kadar da güzel değil. Yani çok daha akıcı bir şekilde devam edebilirdi film. Hele son sahnedeki pompalı tüfek saçmalığını da görünce insan e yuh ama diyor.

Darkest Hour

Başrolde Gary Oldman‘ın oynadığı ve Winston Churchill’in hayatının çok kısa bir dönemini anlatan film. Rahmetli filmi izleseydi evet her şey gerçekten böyleydi derdi muhtemelen. Oyunculuk o derece kaliteli. Zaten bu konuda kazanılan oskar da mevcut. Konuya gelecek olursak, ikinci dünya savaşı sırasındaki ingilizlerin dik duruşunu anlatıyor diyebilirim. Hitler’e boyun eğmeyip direnmeyi tercih ediyorlar. Tabi bu kararı almak Churchill’e kalıyor. Olayın başlangıcı da Dunkirk’te esir kalan askerlerin kurtarılmasıyla başlıyor diyebiliriz.

Secret Superstar

Bir hint yapımı olmanın bütün özelliklerine sahip bu film. Süre uzun puan yüksek. E bir de Aamir Khan var daha ne olsun dedik. Konu kimilerine göre çok dram yüklü ama ben aynı fikirde değilim. Aksine çok klişe diyebilirim. Tipik bir ortadoğu ailesi. Baba çok baskın. Anne şiddet görüyor. Erkek çocuk el üstünde tutulurken kız çocuk çok farklı bir muamele görüyor. Evet bütün bunlar çok kötü şeyler ama ne bileyim daha güzel bir şekilde olabilirdi sanki film. Mesela çok benzer olmasa da aile filmi olan La famille Bélier var. Orada da çocuk şarkıcı olmak istiyor falan. Tamam orda bir şiddet söz konusu değil ama çok daha etkileyici gelmişti o film.

The Marvelous Mrs. Maisel

Bu ay film konusunda işler biraz kesat. Ama neyseki dizi piyasası oldukça hareketli. Genelde biten diziler ile ilgili bir şeyler yazarım ama bu seferlik araya bunu sıkıştırayım dedim. Henüz ilk sezonu var ve ikinci sezon için onay almış bu dizi. Başrolde Rachel Brosnahan bulunuyor. Hikaye ise biraz sıra dışı. 50’li yıllarda komedyen olmaya çalışan bir kadının hikayesini izliyoruz. Her şey kadının kocası tarafından terkedilmesiyle başlıyor.

A Brilliant Young Mind

Üstün zekalı bir çocuğun hikayesini izliyoruz. Babası ile arası iyi ama annesi ile o kadar da iyi değil. Derken baba vefat ediyor ve anne ile çocuğun zorlu günleri başlıyor. Çocuk özel tabi. Sıradan çocuklar gibi olmuyor bazı konular. Annesine git şunu 7 tane al diyor. Anne yanlışlıkla 8 tane alırsa kavga başlıyor. Çünkü istenen şey asal sayı kadar olmalı. Bu gibi farklı şeyler de var tabi. Ama esas olay bu çocuğun matematik olimpiyatlarına katılması. İlk başta imkansız görünse de önce takıma giriyor sonra da olimpiyata katılmaya hak kazanıyor.

The Squid and the Whale

Sırf süresi kısa (80 dk) diye tercih ettiğimiz filmin başrollerinde Jeff DanielsLaura Linney ve Jesse Eisenberg oynuyor. Aslında oyuncular iyi ama konu çok gereksiz geldi. Bu yüzden uzatmayacağım. Boşanma aşamasında olan bir çift ve ortada savrulan iki erkek çocuk var. Çocuklardan büyük olan ortam yapmanın peşinde. Kendisine göre “daha iyi” kız arkadaşı bulanın peşinde. Biriyle tanışıyor ama daha iyisi nasıl olabilirdi diye sürekli sorguluyor. Bunun için küçük üçkağıtlar yapıyor. Küçük çocuk ise kendi kendine sorunları çözmeye çalışıyor. Tek çözüm aracı ise ergenliğe girmiş olmanın verdiği enerjiyi her fırsatta atmak. Tabi bunu bazen okulda bazen kütüphanede yapınca sıkıntılar oluyor.