Tersi ve Yüzü
Albert Camus’un 1957 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasını sağlayan bu kitap 70 sayfa. Bunun 15 sayfası çevirmenin kitabı ve yazarı anlatıyor. 10 sayfası ise önsöz. Geriye kalan da yazarın kısa hikayeleri. Hikayelerdeki ana konu ise olayların aslında iki tarafı olduğu ve bunu seçmenin bize bağlı olduğu. Aynı olaylara aradan yıllar geçtikteçe farklı yaklaşabileceğimizi de belirtiyor kendisi. Özellikle ölüm konusu ele alınmış bunu anlatmak için. Hayatınız rayındayken ölüm konusunda düşündükleriniz ile hayatınız kötü giderken ölüme bakış açınız oldukça farklı.
Daha önce 3-4 tane deneme okumuşluğum vardı. Onları da aşırı beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Bu kitabı da sırf yolda vakit geçirmek için okudum. Camdan dışarı da baksam olurdu aslında..
Kimlik
Bu senenin 15. kitabı Milan Kundera’dan. Sanırım sene başında koyduğum 30 kitaplık hedefe ulaşamayacağım. Neyse seneye artık. Bu kitabı seçme sebebim yine popüler kültür oldu. Sağda solda önerilen ve puanlama yapılan sitelerde yüksek puan alması etkili oldu diyebilirim. Benliğini bulmaya çalışan bir karı kocanın hikayesini okuyoruz. Karısına gizli gizli mektuplar yazan bir adam karısının bu duruma nasıl tepki vereceğini görmek istiyor. Bunu yapma sebebi ise eşinin kendisini tekrar güzel hissetmesi ve farkedildiğini düşünmesi.
Genç Bir Doktorun Anıları
Devrim yıllarındaki Rusya’yı anlatan kitabın yazarı Mihail Bulgakov. Kitap adında da belirtildiği gibi genç bir doktorun anılarını anlatıyor. Yeni mezun olmuş, çoğu konuyu sadece teoride bilen bir doktorun zorlu mücadelesi anlatılıyor. Hem imkanların kısıtlı olması hem de bilgi eksikliği korkusu ile gelen hastaları tedavi etme onlarla ilişki kurabilme ve yalnızlıkla mücadele etme gibi sorunları aşıyor genç doktorumuz. Tabi sonradan öğreniyoruz ki başka bir doktor daha var anılarını okuduğumuz. İlk doktor kadar mesleğini benimseyememiş, şartlara boyun eğmiş bir doktor.
Bir Elin Sesi Var
Kitabı okuyalı baya oldu aslında ama bayramdı seyrandı ancak yazmaya vakit bulabildim. Açıkçası aradan geçen süre kitapla ilgili aklımda çok bişeyin kalmamasını sağladı. Demek ki öyle aman aman bir kitap değildi benim için. Hatırladığım kadarıyla değişik bir hafızası olan adam var. Fotoğrafik hafıza gibi. Buna ek olarak hatırladığı olayları uc uca ekleyerek geleceğe dair tahminlerde de bulunabiliyor. Bu yeteneğini at yarışlarında kullanıyor karakterimiz. Atların önceki yarışlarını gözünün önüne getirerek bir sonraki yarışta hangi atın nasıl koşacağını düşünüyor ve yarışı kazanan atı buluyor. Haliyle deli gibi de para kazanıyor. Kitabın yazarı Anthony Burgess bu arada.
Gone Baby Gone
Bu filmi ya daha önce izledim ya da izlemeye başlayıp bıraktım. Bu konuda emin değilim bu yüzden kafamda filmin bir sonraki sahnesini hatırlamaya çalışarak izledim filmi. Haftalardır devam eden kötü film serisine bir nokta konuldu diyebilirim. Gönül isterdi ki bütün o kötü filmleri unutturan bir film izleyeyim ama öyle olmadı maalesef. Buna da şükür diyelim ama yine 2 saat izleyip hiç bir şey ifade etmeyen filmlerden de olabilirdi. Yönetmen koltuğunda Ben Affleck oturuyor. Filmde ise başka hiç bir yerde izlemediğim kardeşi Casey Affleck. Bir torpil meselesi var evet. Unutmadan ekleyeyim Morgan Freeman da yine genç olmayan bir halde karşımızda. Yardımcı oyuncular ise Michelle Monaghan ve Ed Harris.
Before the Rain
Neden böyle oluyor anlamadım. Son zamanlarda şöyle ballandıra ballandıra anlatacağım bir film izleyemedim. Bu filme de yine bu ümitle başladım ama olmadı. Gerçi nerede yorum okusam şaheser, baş ucu eseri ama neden bende bu duyguları uyandırmadı bilemiyorum. Oyuncuların hiç birini tanımıyorum belki bu bir sebep olabilir. Ama bu şekilde izlediğim ve beğendiğim onlarca film de olmuştur. Biraz da konudan bahsedip konuyu kapatacağım.
Arnavutluk ve Maceristan var işin içinde. Bir yanda kilise diğer yanda müslüman insanlar. Müslüman taraftan birisi kaçıyor işte bunu hristiyan birisi saklıyor koruyor kolluyor. İşte bunlar anlatılırken film 3 ayrı hikayeye bölünmüş. Filmin başında aslında filmin sonunu izlemişiz falan. Zaman asla bitmez mi daire aslında yuvarlak değildir mi öyle garip garip afiş cümleleri vardı. Neyse, çok sıkıldım izlerken. Bir an önce film izlerken uyuyabilme özelliğimi geliştirmem lazım..