About Time

Filmi izleyeli bir haftadan fazla oldu ama yazacak vakit bulamadım. Bu geçen sürede Eskişehir’de düzenlenen bir organizasyonda eğitim verdik. Ben ilk defa duymuş olsam da etkinliğin 17. si düzenlenmiş bu sene (Akademik Bilişim). Filme dönecek olursak; başrollerde Paul Scholes görünümü altında Domhnall Gleeson ve Rachel McAdams. Buradan da anlayacağımız gibi bir ingiliz filmi. Bu yüzden her zamanki ingilizce eleştirimi artık yapmıyorum. Romantik bir film, farkı ise fantasy kategorisine de sahip olması. Öyle inanılmaz bir bilim kurgu yok tabi sadece zamanda yolculuk söz konusu.

Everybody’s Fine

Cuma akşamı bu filmi izleyecektim. altyazıyı indirdim, filme çift tıklayamadan arkadaş aradı. Çok da cazip bir king teklifi ile filmi izlememeye karar verdim. Cumartesi sabahı kahvaltıdan sonra izleyeyim dedim. Bu sefer başka bi arkadaş aradı evdeysen sana geliyorum diye. Gel dedim ben de haliyle. Son olarak cumartesi gecesi filmi izlemeye başladım ama bitiremedim. Yarısında gözlerim kapandı ve filmi yarım bıraktım. Filmi pazar günü tamamlayabildim. Hatta bu yazıyı yazmaya başladıktan sonra bi işim çıktı yazıya da ara verdim sonradan devam ediyorum. Şu filmin yapımcıları bu fedakarlığımı görse gözyaşlarına kapılırlardı herhalde. Farkettim de filmle ilgili hiç birşey yazmadım henüz.

Çivisi Çıkmış Dünya: Uygarlıklarımız Tükendiğinde

Bu kitaba başlayalı 3 aydan fazla oldu sanırım. Neden bu kadar geç bitti ben de anlamadım. Amin Maalouf’un yazdığı romanlar gayet akıcı kısa sürede okuyorum ve keyif alıyorum. Ancak aynı keyfi denemelerinde alamadım bir türlü. Belki de bahsettiklerinin çok hayalperest olmasından. Mesela bu kitapta dünya üzerindeki savaşlardan gereksiz çatışmalardan bahsetmiş. Sonra da keşke bunlar olmasa kardeş kardeş yaşayalım demiş. Bu tabi ki herkesin temennisi ama bunu söylemek için bence kitap yazmaya gerek yok. Bi de canımı sıkan şu yazar geçmişinden dolayı (Lübnan doğumlu, yıllarca avrupada yaşamış) hem doğuyu hem batıyı çok iyi bildiğini düşünüyor. Roman yazarken bildikleri kendisine inanılmaz bir avantaj sağlıyor olabilir ama gerçekleri yazarken bildikleri denizde damla gibime geliyor.

Çok uzun sürede bitirdiğim için hiç zevk almadım diyebilirim. Daha önce okuduğum denemesini de çok beğenmemiştim.

40 yıllık yazarmışım gibi eleştirdim ama sonuçta müşteri benim ve her zaman haklıyım 🙂

Her

Son zamanlarda izlediğim en orjinal senaryoya sahip film. Hatta otoritelerin de dikkatini çekmiş olacak ki bu alanda oskar aldı. Başrollerde Joaquin Phoenix ve sadece sesi ile de olsa Scarlett Johansson. Theodore boşanma arefesinde olan bir arkadaş. Hatta yapması gereken tek şey boşanma evraklarını imzalamak. Yaptığı iş de başkalarının adına mektup yazmak. Yani şöyle, abi ben filanca kızı çok seviyorum ama hiç beceremem bu işleri diyorsunuz bi firmaya. Firma da Theodore veya diğer çalışanları görevlendiriyor bu konuda mektup yazması için. Mektup tabi sizden geliyormuşçasına adrese iletiliyor. Haliyle Theodore  insanların kandırıldığı sanal bir dünyada çalışıyor. Aslında sözlerin sahipleri kendisi olsa da başkasının sözüymüş gibi başkalarına iletiyor.

Bana Masal Anlatma

Son Umut filmini beklerken bu filmin fragmanı çıkmıştı. Fragman boyunca gülmediğimiz yer yoktu sanırım. Zaten filmin kadrosunu ve yönetmenini gördükten sonra gerçekten başarılı bir film olacağını düşünmüştüm. Yazan ve yöneten koltuğunda Leyla ile Mecnun dizisinin senaristi Burak Aksak var. Oyuncular ise hem dizinde tanıdıklarımız hem de BKM’den. Eksikler var tabi, bi şekilde İsmail Abi de dahil edilebilirdi filme ama şimdilik sadece Erdal Bakkal ile yetindik. Ne yalan söyleyeyim kırdı geçirdi yine.

Filme iş yerinden arkadaşlar ile gittik. Kadro biraz karışıktı. Bu yüzden kiminin sevip kiminin sevmeyeceğini düşündüm filmi. Ne bilim, Leyla ile Mecnun kültürünü bilen de vardı ben hiç gülmüyorum o diziye diyen de. Aramızda ses sanatçısı da vardı bilgisayar oyunları karşısında saatlerini harcayan da. UK’de şato eğitimi almış kişi de vardı gülmek için film izlemeye ihtiyacı olmayan da.

Pineapple Express

Allah da sonunda cezamı verdi sanırım. Güzel giden film serisi maalesef bitti. Nasıl anlatsam.. Tuttuğunuz takım art arda galibiyetler alıyor ve gün geliyor 7 kişi kalan rakipten fark yiyor. Hemen hemen aynı üzüntüyü yaşamışımdır. Daha önce de söylemiştim tekrar söyleyeceğim. Komedi dizisi üretme konusunda bu kadar başarılı olan Amerika neden komedi filmi çekemiyor. Gerçekten anlamıyorum. Bu filmde  Seth RogenJames FrancoDanny McBride başrollerde. Başarısız komedi filmlerini her izlediğimde nefret ettiğim başka bir şeyi keşfediyorum. Panik halinde bağırarak konuşma konusunda bu film beni çileden çıkarttı. Sürekli bağırış ama sürekli.

Filmin konusuna girmeyeceğim bile. Gerçekten vakit kaybı. Ne olur izlemeyin gidin uyuyun, duvar izleyin, trafik gürültüsü dinleyin ama izlemeyin..