Category Archives: İzledim
Munich
Yıllardır izlemeye niyetlendiğim filmler kategorisinden birini daha sildim dün akşam. Gerçek bir hikayeyi ele alan bu film 1972 Münih olimpiyatlarında esir alınan israilli sporcuların öldürülmesiyle başlıyor. Aslında hemen filme girmeden kısaca eleştiri yapmak istiyorum. Gerçek olay olduğu için çok fazla çaptırmazlar diye düşünmüştüm ama yine kendilerini yüceltmeyi eksik etmemişler. Yani olay zaten yaşanmış bitmiş, neyin peşindesin. Hala israillileri bi mazlum rolüne sokmalar falan neyse aşağıda devam edelim.
House M.D.
Uzun çalışmaların ardından bitirdiğim dizinin yazısını sıcağı sıcağına yazayım istedim. 176 bölüm izlemişim bu diziyi, ortalama bir hesap yaparsak 45 dakika çarpı 176 eşittir 40 yok pardon 7920 dakika ya da diğer bir deyişle 132 saatimi harcamışım. Ne oldu peki bu 132 saatte aslında değişen hiçbirşey yok dizide. 176 bölümde 176 hastalık tedavi edildi. Lupustur, MS’dir, evlerden ırak kanserdir hepsini gördük. Her bölümde de aynı olay. Bir dava ortaya konuluyor. Doktorlar tahminlerini yapıyorlar. İlk yapılan tahminler tabi ki tutmuyor. Denemeler testler istenilen sonucu vermiyor. Bölüm sonlarına doğru da mucize doktorumuz House olayı çözüveriyor.
A Good Day to Die Hard
The Station Agent
Başrollerde Game of Thrones’tan tanıdığımız Peter Dinklage, komedi filmlerinde genelde yan rollerde olan Patricia Clarkson ve benim hiç bir yerden tanımadığım Bobby Cannavale. Filmi biraz araştırınca amerikan bağımsız sinemasının başarılı örneklerinden şeklinde yorumlar okudum. Açıkçası bağımlı sinema ya da bağımsız sinema olması benim için çok birşey ifade etmiyor. Ben filmden ne almışım ona bakarım. Bu filmde izledikten sonra başarısızmış diye düşünüp daha sonra sakin kafayla tekrar düşündüğümde “aslında o kadar da kötü değilmiş” diye bir görüş oluştu bende.
Michael Clayton
Ramazana girdik şöyle adam akıllı bir film izleyemedik arkadaş. Zaten hafta içi film izlemek yalan oldu. Bu aralar sadece hafta sonu film izliyorum. Bu yüzden izlediğim filmin bir haftalık boşluğu doldurması gerekiyor. Peki bu film bu boşluğu doldurdu mu? Tabi ki hayır. Boşluğu doldurmakla kalmadı, bir o kadar daha boşluk oluşturdu diyebilirim.
Lo imposible
Bu ara uyku düzeni olmadığı için bayadır film başına oturamıyorum. Zaten bu filmi de yaklaşık 1 hafta önce izledim ama uyuklamaktan yazmaya vakit bulamamıştım. Yine gözlerim kapanmadan, rüyada iftarı görmeye başlamadan aradan çıkartayım dedim. Gerçi adam gibi bi film olsa akşamına yazardım ama neyse eleştirilere aşağıda devam edelim.
