Category Archives: Okudum

Ivan Ilyiç’in Ölümü

Dizi sektörünün çok iyi ürünler ortaya koyması malesef kitap piyasasından biraz uzaklaştırdı beni. Okumaktansa izlemek çok daha kolay geliyor haliyle. Artık eskiden olduğu gibi hedefler koyamıyorum. Ne okusam kâr mantığına geçtim. Mantık bu olunca kısa kitaplara doğru bir yönelme oluyor. Bu kitaba da sırf sayfa sayısı az olduğu için başladım. Ama okudukça bir çok 400-500 sayfalık kitaptan daha güzel olduğunu gördüm. Az ama öz denilen türde ifadeler var. Ölmek üzere olan bir adamın kendi ağzından hikayesini okuyoruz. Aile, iş hayatı ve ölüm üçgenindeki Ivan Ilyiç. Daha çok gençtin nerelere gidiyorsun sen diyen yok. Herkes kendi derdinde. Daha da kötüsü adam da bunların farkında.

Biraz hüzünlü biraz düşündürücü. Okumakta fayda var..

Kabil

Sanırım bu yazara ara verme vakti geldi. Daha önce okuduğum kitapların tarzını beğenmiştim ama bu kitap bana çok uymadı açıkçası. Kulun Yaradan ile doğrudan iletişime geçtiği hatta tartıştığı durumlar kaleme alınmış. Bu tarz şeyleri sorgulayanlar için eminim mükemmel bir kitaptır. Ancak ben o kadar entel yaklaşamadım olaya. İnsanlığın başlangıcından itibaren bazı olaylar aktarılmış Kabil’de bu olayların sesi olarak seçilmiş.

Ölümlü Nesneler

Aynı yazarın ikinci kitabını da okudum. Şu an okuduğum kitap da yine bu yazara ait. Kitapların çok hoşuma gitmesinden değil bu durum. Kitapların ince olması birinci tercihim. Uzun kitaba başlayınca küçük bir ara kitaptan koparıyor insanı. Bu tarz kitaplarda o arayı vermeden son sayfayı okumuş oluyorum. Tabi hem ince hem aşırı yorucu kitaplar da olabilir ama henüz öylesi denk gelmedi. Kitap aklımda öyle inanılmaz şeyler bırakmadı ama tanıtım bülteninde yazanları okuyunca bazı şeyler dank etti diyebilirim.

Bilinmeyen Adanın Öyküsü

Jose Saramago tarafından yazılan kitap 64 sayfa. Zaten yarısı resim. Tam çerezlik yani kitap. Kahveniz soğumadan bitirebileceğiniz bir kitap. Konusu da masal gibi zaten. Kralından bir tekne isteyen bir adamın bilinmeyen bir adayı keşfetmesini okuyoruz. Herkes bulunmamış bir ada yok dese de o sevdasından vazgeçmiyor ve adasını buluyor.

Tekneyi istemeydi, açılmaydı derken kitap bitiyor. Klişe olacak ama kendini bulma konusunda kısacık da olsa başarılı bir kitap diyebilirim. Aradan çıkarmakta fayda var.

Dinle Küçük Adam

Yılın son kitabı Wilhelm Reich‘den geldi. Kapanışı çok daha güzel bir kitapla yapmak istedim ama kısmet değilmiş. Buna ek olarak yıl başında belirlediğim 30 kitap adedine de ulaşamamak ayrıca üzdü. Seneye daha gerçekçi hedefler belirlemek gerekiyor demekki. En azından her sene “ben okuma olimpiyatçısıyım, 60 kitap okurum” deyip 15 kitapta kalmadım.

Sandık Gözlemcisinin Uzun Günü

İsmine bakınca az çok tahmin edilebilir bir kitap diyorsunuz. Hatta ülkemizi düşününce kitapta çok eksiklikler var bile diyebilirim. Tabi yazar Italo Calvino gördüğünü yaşadığını yazmış. Nereden tahmin etsin bizim buralarda muhtarlık seçimleri bile hayat memat meselesi. Çok spesifik bir meslek olan sandık gözlemciliği ele alınmış kitapta. Hatta çoğu yerde sandık gözlemcisi olacak kişilerin kesinlikle okuması gerektiği iddia edilmiş. Bence çok da gerekli değil. Seçim sonrası haber izlemiş her kişi sandık görevlisi olabilir bence. Çünkü kitapta anlatılanlar ve çok daha fazlası haberlerde karşımıza çıkıyor.