The Night Of

Daha önce mini seri izlememiştim hiç. Bu seriye de Golden Globe kazananlar listesine bakarken rastladım. Zaten kısa ne kaybederim ki deyip başladım. İyiki de başlamışım. İlk bölümden itibaren merak uyandıran bir yapıya sahip dizi. Sürekli tahminlerde bulunuyorsunuz olacaklara dair. Konu da buna uygun. Pakistan asıllı bir genç henüz tanıştığı bir kız ile geziyor tozuyor. Aynı günün gecesini de beraber geçiriyorlar. Ama sabah kalktığında ise kızın defalarca kere bıçaklanıp öldürüldüğünü görüyor. Eleman “Nasir” hiç bir şey hatırlamıyor ve koşarak olay yerinden uzaklaşıyor.

Kabil

Sanırım bu yazara ara verme vakti geldi. Daha önce okuduğum kitapların tarzını beğenmiştim ama bu kitap bana çok uymadı açıkçası. Kulun Yaradan ile doğrudan iletişime geçtiği hatta tartıştığı durumlar kaleme alınmış. Bu tarz şeyleri sorgulayanlar için eminim mükemmel bir kitaptır. Ancak ben o kadar entel yaklaşamadım olaya. İnsanlığın başlangıcından itibaren bazı olaylar aktarılmış Kabil’de bu olayların sesi olarak seçilmiş.

Lion

Sanırım içinde Hindistan geçen bütün filmlerde oynayan Dev Patel ve Nicole Kidman başrollerde. Bu sefer filmi ben bulmadım. Bir arkadaşın fazla övmesinden etkilendik ve izleyelim dedik. O arkadaşla arama mesafe koyabilirim her an henüz karar vermedim.

Film gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Gerçek hikaye olunca dram kaçınılmaz tabi ki. Kaybolan bir çocuk, onu evlat edilen zengin bir aile ve çocuğun gerçek ailesini bulmayı anlatıyor film.

American Honey

Hayatımda çok boşa vakit geçirmişimdir. Ama bu kadar boş vakit geçirdiğimi hatırlamıyorum. Hayatımda izlediğim en en en en kötü 5 film arasına girdi. Bunu izlemek için survivorı kapattığıma bile ne kadar üzüldüm anlatamam. Neymiş hiç bir yerde kabul göremeyen gençlerin bir araya gelip mutlu mesut yaşamasıymış. İşte kimseyi takmadan sadece dergi satarak hayata tutunmasıymış. Aralarındaki arkadaşlığın her şeyden daha önemli olmasıymış falan filan. Şu filmi bile göklere çıkaran yazılar okudum.

Captain Fantastic

Başrolde Viggo Mortensen‘nin bir bayabı canlandırdığı film. Ama öyle sıradan bir baba değil. Aksine hemen herkese değişik, garip gelecek bir baba. 6 tane çocuğu var. Çocuklarının herşeyiyle ilgileniyor. Ama dediğim gibi bildiğiniz yollardan değil. Mesela çocuklar okula gitmiyor. Evde babalarının belirlediği şekilde kendilerini geliştiriyorlar. Her gün spor şart. Öyle hadi yürüyün koşun şeklinde değil. Baya zorlu şeyleri barındırıyor bu spor. Tırmanma, şınav, mekik, avlanma vs. Yapılan her şeyin bir dayanağı var. Ailenin de bu dayanaklara bağlı kuralları var. Kuralları çiğnemek tabi ki yasak.

Hacksaw Ridge

3. dakikasında nasıl bir film olduğunu anladık ama yine de sonuna kadar izledik. Amerika’nın muhteşem bir ülke olduğunu, insanlığa çok değer verdiğini gözümüze soktular. Bu sefer kendi içlerindeki bir olayla değil. İkinci dünya savaşı döneminde geçen bir olay ile bunu yapıyorlar. Eli silah tutan herkes orduya katılıyor. Aralarından bir tanesi de ben savaşa karşıyım, silah tutamam ama ülkeme destek olmalıyım diyor. Bu desteği de savaşta sıhhiye ekibinde bulunarak veriyor. Biraz bodoz konuya girdim ama çok da uzatmayacağım.