Category Archives: Okudum
Kabil
Sanırım bu yazara ara verme vakti geldi. Daha önce okuduğum kitapların tarzını beğenmiştim ama bu kitap bana çok uymadı açıkçası. Kulun Yaradan ile doğrudan iletişime geçtiği hatta tartıştığı durumlar kaleme alınmış. Bu tarz şeyleri sorgulayanlar için eminim mükemmel bir kitaptır. Ancak ben o kadar entel yaklaşamadım olaya. İnsanlığın başlangıcından itibaren bazı olaylar aktarılmış Kabil’de bu olayların sesi olarak seçilmiş.
Ölümlü Nesneler
Aynı yazarın ikinci kitabını da okudum. Şu an okuduğum kitap da yine bu yazara ait. Kitapların çok hoşuma gitmesinden değil bu durum. Kitapların ince olması birinci tercihim. Uzun kitaba başlayınca küçük bir ara kitaptan koparıyor insanı. Bu tarz kitaplarda o arayı vermeden son sayfayı okumuş oluyorum. Tabi hem ince hem aşırı yorucu kitaplar da olabilir ama henüz öylesi denk gelmedi. Kitap aklımda öyle inanılmaz şeyler bırakmadı ama tanıtım bülteninde yazanları okuyunca bazı şeyler dank etti diyebilirim.
Bilinmeyen Adanın Öyküsü
Jose Saramago tarafından yazılan kitap 64 sayfa. Zaten yarısı resim. Tam çerezlik yani kitap. Kahveniz soğumadan bitirebileceğiniz bir kitap. Konusu da masal gibi zaten. Kralından bir tekne isteyen bir adamın bilinmeyen bir adayı keşfetmesini okuyoruz. Herkes bulunmamış bir ada yok dese de o sevdasından vazgeçmiyor ve adasını buluyor.
Tekneyi istemeydi, açılmaydı derken kitap bitiyor. Klişe olacak ama kendini bulma konusunda kısacık da olsa başarılı bir kitap diyebilirim. Aradan çıkarmakta fayda var.
Dinle Küçük Adam
Yılın son kitabı Wilhelm Reich‘den geldi. Kapanışı çok daha güzel bir kitapla yapmak istedim ama kısmet değilmiş. Buna ek olarak yıl başında belirlediğim 30 kitap adedine de ulaşamamak ayrıca üzdü. Seneye daha gerçekçi hedefler belirlemek gerekiyor demekki. En azından her sene “ben okuma olimpiyatçısıyım, 60 kitap okurum” deyip 15 kitapta kalmadım.
Sandık Gözlemcisinin Uzun Günü
İsmine bakınca az çok tahmin edilebilir bir kitap diyorsunuz. Hatta ülkemizi düşününce kitapta çok eksiklikler var bile diyebilirim. Tabi yazar Italo Calvino gördüğünü yaşadığını yazmış. Nereden tahmin etsin bizim buralarda muhtarlık seçimleri bile hayat memat meselesi. Çok spesifik bir meslek olan sandık gözlemciliği ele alınmış kitapta. Hatta çoğu yerde sandık gözlemcisi olacak kişilerin kesinlikle okuması gerektiği iddia edilmiş. Bence çok da gerekli değil. Seçim sonrası haber izlemiş her kişi sandık görevlisi olabilir bence. Çünkü kitapta anlatılanlar ve çok daha fazlası haberlerde karşımıza çıkıyor.
Fahrenheit 451
Ray Bradbury tarafından kaleme alınmış bir distopya. Herşeyin günlük güneşlik olmadığı durumlar var yani. Konu oldukça ilgi çekici. Kitap okumanın, kitap yazmanın, bulundurmanın yasak olduğu bir dünya. Bu düzeni sağlamak için en önemli görev ise itfaiyecilere düşüyor. Sandığımızın aksine itfaiyecilerin hortumundan su değil ateş çıkıyor. Yazılı ne varsa yakmak için. Konu gerçekten güzel ama kitap bittikten sonra daha iyi olabilirdi demedim değil. Kitap üç bölümden oluşuyor: Görevini sorgulamadan yerine getiren bir itfaiye görevlisi, bu görevlinin yasak işlemi gerçekleştirmesi ve kurtuluşu araması.