Category Archives: Okudum
Ermiş
Yine kısa kitap furyasından devam ettim. Bu sefer Halil Cibran’ın yazdığı bu kitabı okudum. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi çok bilge bir abimiz var. Kitap boyunca da insanlar bu abiye sorular soruyorlar o da cevaplar veriyor. İşte evlilik nedir, ticaret nedir, ibadet nedir, vs. vs. Bunlara verilen cevapların büyük çoğunluğu klişe şeyler. İşte evlilik nedir diye soruyorlar o da evlilik birlikte olmaktır ama bir olmak değildir, sen eşini eşin seni himaye altına almasın falan filan.
Bir ara Ekmek Teknesi diye bir dizi vardı orada Nusret Baba’ya soruyorlarda bazen bişeyler. İşte onun gibi.
Okumuş olmak için okudum. Tamam arada bir iki güzel cümleler var ama %90’ı zaten duyduğumuz bildiğimiz şeyler..
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Böyle art arda iki tane kadın temalı kitap okumam biraz komik ama kitapları seçme politikamı bir önceki yazımda belirtmiştim. Bu sefer bir önceki kadar uzatmayacağım. Tam bir Türk dizisi senaryosu. Gençken birine aşık olan kızımız onunla tek gecelik birşey yaşıyor. Yıllar sonra o adama mektup yazıyor. Sen hatırlamazsın senin için gelip geçici birşeydi ama ben çok sevmiştim diyor. Sonra da o geceyi ve haliyle o gecenin meyvesini anlatıyor.
Bir sayfa daha uzun olsa okumazdım, o derece..
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
Yılbaşında belirlediğim kitap sayısına ulaşmak için bazı Ali Cengiz oyunlarına başvurdum ve sayfa sayısı az kitaplara yöneldim. Bu sayede 4 günde 4 kitap bitirdim. Toplamda okuduğum sayfa sayısı 300 yoktur ama kişisel iddiam kitap sayısına göre olduğu için çok da etik dışı bulmuyorum bu yaptığımı 🙂 Kitplar kısa olunca anlattıkları da kısa oluyor. Tabi verdiği mesajlar kimilerini aylarca düşünmeye sevkedebilir ama neyseki öyle bir tarzım yok.
Vahşetin Çağrısı
Şu yoğun dönemimde sanatsal aktivitelerime gerektiği kadar zaman ayıramıyorum malesef. Ne bileyim operaya gidemedim 2 haftadır, ya da eskiden haftada 3 tiyatroya giden ben şu aralar hiç gidemiyorum. Neyseki yoğunluğumun azalmasına sayılı günler kaldı. Fırsat bulduğum anlarda bu kitabı okudum. Beni çok yormayacak bir kitap olması gerekiyordu, öyle de oldu. Daha önce hayvanlar ile alakalı kitap okumuştum. Burada da başrolde köpekler var, aslında bir köpek demesi daha doğru: Buck.
Çavdar Tarlasında Çocuklar
Her geçen gün bu yıl belirlediğim 30 kitap hedefiden uzaklaşıyor olsam da yılmadan mücadeleme devam ediyorum. En azından yılda 50 kitap okuyacağım deyip bunu 15 e düşürmedim. Kitabın yazarı J. D. Salinger. Kendisini zaten tanıyoruz. Edebiyat dünyasında isim yapmış dayılardan. Daha önce okuduğum kitabından çok bişe anlamasam da bu kitaba önyargı ile başlamadım. Kitap anlaşılır, akıcı ve basitti. Öyle derin cümleler kurup mesaj vermektense basit basit yazılmış. Keşke diğer okuduğum kitabı da bunun yarısı kadar beğenseydim ama olmadı.
Güneş de Doğar
Ernest Hemingway‘in ilk romanı imiş. Ben nereden adını duydum da aldım hatırlamıyorum. Muhtemelen bi yerlerde çok övülmüştür. Popüler kültürün kurbanı oldum dersem yalan olur ama çok da gerekli miydi bu kitabı okumak bilemedem. Zaten okumak için kısıtlı zamanım var bunu da böyle keyif almadığım kitaplarla doldurmak hiç hoş olmadı. Kitap savaş sonrası 3-5 arkadaşın orda burda takılmasını anlatıyor. Yok boğa güreşine gitmişler yok bi kafede içmişler falan. İşte savaş insanları nasıl unutsuz nasıl sefil bir hale soktu ondan bahsediyor.
Sağda solda alıntı yapacak bi cümle bile öğrenemedim açıkçası.
Okurken keyif almadım ama kasvetli film sevenler için Nuri Bilge Ceylan’a hazır senaryo bence. 8 saatlik bi film çeksin millet de ayakta alkışlasın.
Not: Bi kitap öner de okuyak..