That Sugar Film
Uzun zamandır adını duyuyordum bu filmin. İzleyenler şekeri hayatından çıkartıyormuş. Bunca sene nasıl şeker yediklerine hayret ediyorlarmış falan. Filme başlarken böyle bir hedefim yoktu. İzleyeyim de şekerden soğuyayım düşüncesi ile başlamadım. Açıkçası insanlar nasıl bu kararı almış ona da şaşırmadım değil. Çünkü filmin sonunda “vay anasını” dediğimiz bir durumla karşılaşmıyoruz. Şeker o kadar da masum değil en az yağ kadar hatta yağdan daha fazla zararı var mesajı veriliyor diyebilirim. Filmin güzel olan kısmı ise bu zararın bize anlatılırken izlenen deneysel yol.
Anna Karenina
İsminde Anna geçen bir başka oyuna gideceğim kalımın ucundan geçmezdi. Malum Tolstoy ve Anna tecrübesinden sonra bir daha böyle bir risk almamalıydım ama niyeyse soluğu salonda aldım. Oyun bir açıdan çok başarılı. Sahne, kostüm, müzik vs gerçekten çok başarılı. Ama bunların dışında kalan bütün parçalar çok kötü. Oyunculuk yerlerde, sanat yapacağım diye her obje ile mesaj vereceğim diye bir kasma söz konusu. Sürekli sandalyeler giriyor sahneye, sürekli birileri yuvarlanıyor. Birisi kenarda ip atlıyor falan. Farklı yerlerden okudum yorumları herkes kafasına göre bir anlam vermiş bunlara.
Gifted
Biraz güncel film izleyelim dedik. 2017’nin en iyi filmleri tarzındaki aramalar sonucu bu filmde karar kıldık. Maalesef bu listede olmayı haketmiyor diyebilirim. Yine de kötü bir film olduğu söylenemez ama beklediğimiz etkiyi yaratmadı. Konu çok alışılmış değil. Belgeki de o yüzden gerçekçiliğini sorguladık.
Kontrabas
Halbuki sezon ne güzel başlamıştı. İçimdeki tiyatro aşkı kat kat artmıştı. Bu oyundan sonra yıkılmasam da büyük darbe aldım diyebilirim. Oyunun tek güzel yanı 1 saat olması. Yıllardır Olcay Kavuzlu oynuyormuş. Tek kişilik bir gösteri. Kontrabasın orkestradaki yeri ile insan hayatını benzetmeye yönelik bir oyun. Amaç güzel ama hiç hiç ilgimi çekmedi. Müzik ile ilgili olanlar, müzik bilgisi olanlar eminim daha çok beğenir bu oyunu. Çünkü çok fazla terim vardı oyunun içinde. Böyle olacağını tahmin ediyordum ama yine de herkes bunları bilmek zorunda değil deyip daha az kullanırlar düşüncesindeydim. Öyle olmadı..
Rumuz Goncagül
2017 tiyatro sezonunu bu oyunla açtık. Baştan söyleyeyim çok güzel bir başlangıç oldu. Geçen sene aklıma geldikçe Tolstoy ve Anna‘yı hatırlıyorum ve tiyatrodan soğuyordum. Gerçi o oyunu unutmak için en az 50 tane Rumuz Goncagül kalitesinde oyuna gitmem lazım. Bak yine aklıma geliyor ne kadar kötü olduğu. Şu yazıyı yazarken bile surayımın asılmasına sebep oluyor. O kadar kötüydü Tolstoy ve Anna. Neyse esas konumuza dönelim. Oyun yaklaşık 2,5 saat ve Cüneyt Gökçer sahnesinde. 1 dakikasında bile sıkılmıyorsunuz desem hiç de abartmış olmam.
Abad va yek rooz
İngilizceye Life + 1 Day olarak çevrilmiş İran filmi. filmin içinde güzel bir şekilde açıklıyorlar bu ismi. Tahmin edeceğiniz gibi başrolde Payman Maadi bulunuyor. İran’ın Colin Farrel’i de bu sanırım. Her filmde oynuyor adam. Ama neyseki oyunculuğu baya iyi. Yine tahmin edebileceğiniz gibi dram ağırlıklı bir film. Ama öyle Ali Rıza Bey dramı değil, sizi izlerken geren yanınızdakine ağız burun dalma hissi uyandıran bir gerilim var filmde.