Hayvan Çiftliği

En son 10 sene önce bir kitabı bi günde bitirmiştim. Tabi bu kitaba hafta sonu başlamamın önemi de büyük. Yapacak tabi ki çok daha eğlenceli aktiviteler vardı ama ben evde kalıp kitap okumayı tercih ettim. En azından günün bir bölümü. İyi ki de öyle yapmışım. Bu kitaba bir otobüste başlasaydım ve ineceğim durak gelseydi muhtemelen o durağı kaçırırdım. Okurken o derece keyif aldım diyebilirim. Yazar George Orwell kitabı 1945 de yazmış. Stalin dönemine bir gönderme olarak yazıldığı söyleniyor. Kendisi tabi ki kitaptaki karakterler ile gerçek hayattaki karakterleri eşleştirmiyor bir yerde ama okuyunca çok da zor değil kimin kim olduğunu anlamak.

Bülbülü Öldürmek

Harper Lee tarafından yazılan Pulitzer Kurgu ödüllü bu kitap ilk 1960 yılında yayınlanmış. Zaten 62 yılında da filmi çekilmiş ve 3 oskar almış. Filmi henüz izlemedim ama izleyenlerin yorumuna bakınca filmi izlemeden kitabı okuduğum için şanslı olduğumu düşünüyorum. Kitap bir çok şeyi ele alıyor diyebilirim. Tabi ki yoğunlaştığı bir konu var ama yandan yandan verdikleri de önemsiz konular değil. Kitapta 3 ana karakter var; avukat Atticus, kızı Scout ve oğlu Jem. Olayları ise küçük kızımız Scout’un dilinden okuyoruz.

True Detective – Sezon 2

Dizinin ilk sezonuna ilişkin yazıya buradan ulaşabilirsiniz. İlk yazıda da belirttiğim gibi dizinin olayı her sene kadroyu değiştirip farklı bir olay üzerinden devam etmeleri. Bu sezon olayı biraz daha değiştirmişler. Ana karakter sayısı artmış. Çok da güzel olmuş bence. Zaten açık konuşayım çözmeye çalıştıkları olayın kurgusunu ilk sezondakinden daha çok beğendim. İlk sezonda bi mistik durumlar vardı. Belki de o sezonla ilgili hoşuma gitmeyen tek şeydi. Bu sezonda olaylar daha somut ve polisiye örgüsünü daha iyi görebiliyoruz.

Sineklerin Tanrısı

Bu aralar okuma kariyerimde yükselişe geçtim. Bir süre daha böyle devam edecek gibi. Tabi dizi ve film izleme kariyerim bundan biraz etkilenecek ama olabildiğince televizyonu azaltıp bu dengeyi sağlamaya çalışacağım. Böyle deyince de hayatımda başka hiçbir aktive yokmuş gibi oldu ama çok da girmeyeyim oralara. Kitap nobel ödüllü yazar William Golding tarafından yazılmış. Açık konuşayım bugüne kadar okuduğum en iyi kitap olabilir. Bugüne kadar okuduğum kitap sayısının 3 olmadığını da belirteyim. Kitap, bir adaya düşen çocukların hikayesini ele alıyor. Ama şunu söyleyeyim kesinlikle bir çocuk kitabı değil.

Inside Out

Sinemada izleyemediğim için malum ortamlara düşmesini heyecanla beklediğim bu filmi sonunda izledim. Bu kadar beklediğimi de değdi diyebilirim. Bu tarz başka filmler de vardı. İşte kadınların aklını okuyan birisinin ya da tam tersinin olduğu filmler vardı ama bu kadar eğlenceli değillerdi. Filmde Riley diye bir çocuk var. Biz daha çok bu çocuğun beynindeki mutluluk, üzüntü, tiksinti, korku ve öfke sorumluları ile muhatap oluyoruz. Tabi mutluluk ön planda. Kim küçük bir kız çocuğunun üzülmesini ister ki? Bu karakteri Amy Poehler seslendirmiş. Daha iyi birisi yapamazdı herhalde. Parks and Recreation dizisini yeni bitirmiş olmamdan kaynaklanabilir ama sanki ekranda Leslie oynuyor gibiydi.

Parks and Recreation

The Office dizisini izledikten sonra komedi dizisi olarak bu diziye başladım. Zaten aynı ekibin yaptığı bir dizi. Haliyle içim oldukça rahattı. Tek korkum karakterleri The Office’deki karakterler ile eşleştirme hatasına düşmekti. İlk 3-5 bölüm o oluyor. İşte bu Micheal olsa şu Dwight olsa diyorsunuz ama sonra bu dizideki karakterlerin de oldukça şahsına münhasır kişiler olduğunu görüyorsunuz. Bu yüzden ilk başlarda suratınız asık izleyebilirsiniz. Ama karakterlere ısınınca oldukça eğlenceli bir hal alıyor dizi. Karakterlere geçecek olursak.