Vivir Dos Veces
İngilizce’ye adı Live Twice, Love Once olarak çevrilen Netflix filmi. Tabi oyuncuların hiç birini tanımıyorum. Hikaye biraz değişik gelmişti. E puan da 7 üzeri izleyelim dedik. İzledikçe olayların çok da değişik olmadığını gördük. Yani hikaye özgün olabilir ama işleyiş, akış, sonuç hiç yaratıcı değil diyebilirim.
Bayi Toplantısı
Kadrosunda Ibrahim Büyükak, Onur Buldu, Dogu Demirkol ve Büsra Pekin gibi tanıdık isimleri bulunduran sözde komedi filmi. Sözde diyorum çünkü bir kere bile gülmedim, gülemedim. Standartlarımda öyle inanılmaz yüksek değil. Hatta “Bayi Toplantısı” ismine bile hafiften tebessüm ediyorum. Ne bileyim aklıma Şener Şen’in “yaz kızım 100 torba çimento” ile başlayan sahnesi geliyor. Gülmeye motiveydim açıkçası. Ama olmadı. Gerçekten çok çabalamışlar gülmeyelim diye. Öncelikle şu yöresel olayları yapamıyoruz bi bırakalım artık. Bir Konya’lı, bir Antep’li, bir Erzurum’lu. Bir de karadenizli beklerdim ama koymamışlar nasıl olduysa. Kötü bir taklitle uyy uşağum diye gezerdi olsaydı o da.
Kürk Mantolu Madonna
Bir kitap kurdu olmadığımı daha önce de söylemiştim. Zaman zaman performansım iyi olsa da iyi bir okur olduğumu iddia edemem. Zaten öyle olsaydım bu kitabı yıllar önce okumuş olmam gerekirdi. Hiç okumamaktan iyidir tabi geç okumak. Sabahattin Ali’nin romanı ilk olarak 1943 yılında basılmış. Yani şarkıcı Madonna doğmadan tam 15 sene önce. Ne alaka diyecek olursanız şu videoyu izlemenizi öneririm. Maalesef bu kitabın adının geçtiği her yerde bu olay gündeme gelecek. Hayır kitabı okumadın bari kim yazmış ne zaman yazmış ona da mı bakmadın arkadaş. Evet konu edebiyat olunca biraz geriliyorum. Kitabımıza dönecek olursak;
İki Şehrin Hikayesi
İlk 1859 yılında yayınlanan kitabın yazarı Charles Dickens. Bahsedilen iki şehir Londra ve Paris. Kitap da haliyle İngiltere ve Fransa çevresinde geçiyor. Tabi ana konu Fransız devrimi. Açıkçası benim için biraz ağır bir kitap oldu. En azından ilk bölüm öyle oldu diyebilirim. Biraz sıkılarak okudum diyebilirim ilk bölümleri. Fakat velakin ki kitabın sonu inanılmaz sürükleyici. Acaba ne oldu diye ardı ardına çeviriyorsunuz sayfaları.
It’s Kind of a Funny Story
Başrollerde Atypical dizisinden Keir Gilchrist ve bugüne kadar hiç komik filmini izlemediğim Zach Galifianakis bulunuyor. Açıkçası bu filmi sırf Atypical dizisinin hatrına izledim. Çünkü eleman orda gerçekten çok iyi. Filmin kategorisi komedi drama, haliyle bazı klişeler olacaktır diye düşünüyordum. Ancak baştan aşağı klişe olacağını düşünmemiştim. Yine istatistik tuttu ve Zach Galifianakis‘in bulunduğu bir filmde hiç gülmedim. Yanlış anlaşılmasın dram tarafı da oldukça başarısız.
Fatih-Harbiye
Kitabın ilk sayfalarında “tam dizi senaryosu” diyorsunuz. Sonra bi baktım zaten çekilmiş bile dizisi. Hikaye şu an için tam bir klişe ancak yazıldığı tarihi düşünürseniz öncü olduğunu görebilirsiniz. Yok yok zengin kız fakir oğlan değil, diğeri. Evet evet kadınların efendi erkek yerine fırlama (hafifleterek yazdım) erkek tercih etmesi. Konuya böyle dan diye girdim yazarı söylemeyi unuttum. Eser Peyami Safa’ya ait. Dediğim gibi 2020 yılı için öfff amannnn bildiğimiz şeyler diyebilirsiniz. Ancak adam bunu 1931’de yazmış. Nasıl bir hikayeyse 100 yıla yakın süredir güncelliğini koruyor.