The Professor and the Madman

Başrollerde Mel Gibson ve Sean Penn‘in yer aldığı bir gerçek hikaye. Tabi isimler bunlar olunca oyunculukla ilgili bir kuşkunuz olmuyor. Özellikle Sean Penn ağlatmış.

Filmin konusu ise 19.yy’ın ortalarında başlayan bir sözlük çalışması. Dilin ne kadar önemli bir şey olduğunu farkeden yetkililer, dilimizdeki kelimeleri tek tek bulalım, her birini referanslarla açıklayalım, ilk ne zaman ve kim tarafından kullanılmış hangi anlamda kullanılmış bunu ortaya çıkartalım diyorlar. İşin başına da Professor’u getiriyorlar yani James Murray’i.

Gösteri Peygamberi

Herhangi birine Fight Club’ı biliyor musun diye sorsak tabi biliyorum ya efsane film der. Brad Pitt falan oynuyo der. Sonu sürprizli der. Bende bu kişilerden birisiyim bu arada. Peki o Fight Club aslında bir kitapmış desek ne olur? Bence sorduklarımızdan en az yarısı hadi ya der. Ben de onlardan biriyim. Peki bu kitabın yazarı kim diye sorsak. Doğru cevabı verebilecek kişi sayısı çok da fazla olmaz sanırım. O kitabın yazarı aynı zamanda bu kitabın da yazarı olan Chuck Palahniuk. Fight Club’ı izledim ama okumadım. Ama okusam da bu kitaptan daha çok sever miyim bilmiyorum. Bu kitap son zamanlarda okuduğum en iyi kitap diyebilirim. Son zamanlarda da fena okumuyorum hani..

Kule

William Golding tarafından yazılan kitap ilk olarak 1964 yılında basılmış. Günümüzde popülerliğini yitirmeyen bir kitapmış kendisi. Kitabın konusu farklı yerlerde kullanılan bir tema aslında. Kitap bir adanmışlık hikayesi. Kendisini bir takıma, bir cemiyete, bir aileye vb. adayan kişilerin filmini veya dizisini illaki izlemişsinizdir. Bu kitapta ise Rahip Jocelin kendisini bir inşaata adıyor. Tabi böyle yazınca çok yapısal oldu. Şöyle söyleyeyim; Jocelin dayı kilisesine bir kule yapmak istiyor. Ama öyle böyle değil bunun ilahi bir emir olduğu düşünüyor. Bu uğurda varını yoğunu ortaya koyuyor.

Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu

Öncelikle şunu belirtelim, film Naim Süleymanoğlu’nun spor hayatını anlatmıyor. Tabi ki başarılarından rekorlarından bahsediliyor ama ana konu o değil.

Uzun süredir izlemek istediğim bir filmdi. Pandemiden önce sinemalardaymış ama sanırım çok kısa bir süre kaldı vizyonda. Yarasaydı, virüstü derken bir daha da hiç bir yere gelmedi film. Sonunda Netflix beklenen hareketi yaptı ve filmi bünyesine kattı. Geldiği günün akşamına da izledik. Beklediğimize de değdi. Cep herkülünü Hayat Van Eck canlandırmış. Baya da benziyor kendisine.

Demir Ökçe

Jack London tarafından yazılan kitap ilk olarak 1907 yılında basılmış. Yazılalı 100 seneden fazla olsa da hala günümüzle büyük ölçüde uyuşuyor kitabın yazdıkları. Toplum ayrışmış durumda. Takımlar ise şu şekilde diyebiliriz; otorite, sırtını otoriteye dayayanlar, orta direk ve işçi sınıfı. Tabi bu sınıflar hem kişiler hem de kurumlar için geçerli.  Sınıflar arasında bir uçurum var. Tabi bu uçurumu ortadan kaldırıp eşitliği sağlamak isteyen kişiler mevcut. Bu denli köklü bir değişiklik için de kan dökülmesi çok sıradan bir olay.

Dönüşüm

Yine adını yıllardır duyduğum ama okumadığım bir kitabı bitirmiş bulunuyorum. Zaten çok kısa bir kitap. Hepi topu 104 sayfa. Yazar Franz Kafka. Gerçekten 1915 yılında şöyle bir kitabı yazabilen birisi sıradan bir yazar olamaz. Şu an bile çekilen bir çok bilim kurgu filminden daha orjinal bir hikayesi var.