Wonder

Doğuştan gen bozukluğuna sahip bir çocuğun evden çıkıp dış dünya ile tanışmasını konu alan bir film. Bu bozukluktan dolayı onlarca ameliyat geçirmiş çocuk. Eğitimine evde devam etmiş. Ama annesi artık normal bir okulda eğitim görmesi gerektiğine inanıyor. Sevgi dolu anneyi Julia Roberts, arkadaş gibi davranan babayı da Owen Wilson oynamış. Esas başrol olan çocuğu ise Jacob Tremblay canlandırmış.

Müslüm Kebap

Ankara’da kaliteli kebap yiyebileceğiniz çok yer yok maalesef. Bulduğunuzda da her gün gitmek istiyorsunuz bu yüzden. Her gün olmasa da burayı keşfettikten sonra bir süre müdavimi olduk. Özellikle küşlemesi inanılmaz lezzetli. Çok fazla çeşit yok ama olanların hepsi Ankara’da yiyebileceğiniz çoğu yerden kaliteli. Şu an için Çukurambar ve Ümitköy olmak üzere iki yerleri var. Her ikisinde de bütün çeşiltleri yedim. Her ikisi de inanılmaz başarılı. Bir sıralama yapmam gerekirse Küşleme > Adana > Haşhaşlı diyebilirim. Fiyat konusuna gelince ortalamanın üzerinde tabi. Ama yediğiniz etin kalitesine kesinlikle değiyor.

Son Tango

2017 yılının son tiyatrosuna gitmiş olduk bu oyunla. Keşke kapanış daha güzel olsaydı ama maalesef çok kötü bitti. Uzun uzun da yazmak istemiyorum bu yüzden. Arjantin’deki siyasi olayları tango eşliğinde anlatmaya çalışan bir oyun. İşte insanların sınıflara ayrılması, kimilerinin ağa paşa, kimilerinin de sefil olduğunu anlatan bir oyun. Hiç beğenmedim açıkçası. Ne hikaye güzeldi ne de oyunculuk. O akşamın en güzel yanı oyundan çıktıktan sonra önümüzde giden bir teyzenin yanındakiyle konuşurken “ama Arjantin hep böyle” demesi oldu..

 

I Origins

Başrolde Boardwalk Empire dizisinden Jimmy yani Michael Pitt var. Buradaki adı Ian. Kendisi çocukluğundan beri “göz” resmi çekmeyi seviyor. Her renkten binlerce gözün resmini çekmiş. Çektiği en güzel göz resmi de bir gece tanıştığı ama yüzünü göremediği bir kadına ait. Bir parti gibi ortamda tanışıyorlar ve resmini çekiyor ama maske olduğu için yüzünü göremiyor. Aklında çıkartamıyor tabi o gözleri ve bir şekilde o arkadaşa ulaşıyor. Elindeki tek ip ucu çektiği göz resmi. O resim ile o kadına ulaşıyor ve mutlu mesut yaşıyorlar. Bu mutluluk çok sürmüyor ve bir şekilde bitiyor. Nasıl bittiğini ise söylemeyeyim ağır spoiler olur. Filmin ilk yarısı bu kadar diyebilirim.

Shot Caller

Hapishane kategorisinde çok iyi filmler var. Çok fazla senaryo üretilemese de zamanında çekilen filmler oldukça başarılı. Sıradan bir adam olarak girip oranın kralı olmak ya da olmaz denilen yerden kaçmak gibi olaylar işleniyor genelde. Orada hayatta kalmak için yapılması gerekenler var falan gösteriliyor sık sık. Hayatında bir karınca bile ezmeyenlerin çatır çatır adam öldürür hale gelmelerini çok izledik. Bu filmde de inanılmaz bir senaryo yok bu açıdan. Başarılı bir iş adamı, ailesi ile mutlu mesut yaşıyor. Ta ki bir trafik kazası yapıp birilerinin hayatının bitmesine sebep olana kadar.

The Zookeeper’s Wife

Filmin adını ve afişini görünce çok daha eğlenceli bir şeyler izleyeceğimi düşünmüştüm. Hayvanlarla çok iyi anlaşan bir kadın, onlarla mutlu mesut yaşıyorlar falan diye düşünmüştüm. Ama filmin gerçek bir hikaye olduğunu ve nazi döneminde gerçekleştiğini görünce daha filmin başında yüzüm düştü. Başrolde Jessica Chastain var. Kendisi wife olan. Kocasını ise Johan Heldenbergh oynamış. Bu ikili baktıkları hayvanlar ile mutlu mesut bir bahçe işletiyorlar. Her şey güzel giderken o kara dönem başlıyor ve onlar da bu dönemden etkileniyor. Tahmin edeceğiniz gibi hayvanlın bir kısmı öldürülüyor bir kısmına da el konuluyor. ama bahçe kapanmıyor.